🇺🇸 USD 44,93₺
🇪🇺 EUR 52,55₺
🥇 ALTIN 6.809₺ ▲0.03%
27 Nisan 2026, Pazartesi |
Gündem

Yuvarlak Masa: Örgütlü Toplum, Ortak Akıl Tartışıldı

27 Nisan 2026, 04:00 Editör
Paylaş:
Yuvarlak Masa: Örgütlü Toplum, Ortak Akıl Tartışıldı

Cumhuriyet gazetesinin Yuvarlak Masa Söyleşileri'nde Prof. Dr. Emre Kongar moderatörlüğünde hukukçular ve siyaset bilimciler Türkiye'nin rejim bunalımını ve 1982 Anayasası'ndan günümüze gelen siyasi değişimleri tartıştı.

Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği Yuvarlak Masa Söyleşileri'nin ilkinde, Prof. Dr. Emre Kongar moderatörlüğünde hukukçular Nazan Moroğlu, Dr. Başar Yaltı ve siyaset bilimci Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu bir araya geldi.

Söyleşide Türkiye'nin siyasal, anayasal, hukuksal, ekonomik ve kültürel sorunları ele alındı. Prof. Dr. Kongar, tüm sorunların altında yatan rejim bunalımına dikkat çekerek, 'Cumhuriyet rejimi bir tehlike ve tehdit altında mıdır?' sorusunu gündeme getirdi. Parlamenter demokrasinin ortadan kaldırıldığı ve yerine gelen sistemin 'şahsım devleti' veya 'neopatrimonyal sultanizm' olup olmadığı tartışıldı. Anayasaya uymayan ve Anayasa Mahkemesi kararlarını dinlemeyen bir iktidarla demokratik rejimin nasıl korunacağı soruları irdelendi.

Prof. Dr. Kalaycıoğlu, 16 Nisan 2017 halk oylaması ile gerçekleşen değişikliğin kökenlerinin 1982 Anayasası'na dayandığını belirtti. 1982 Anayasası ile parlamenter rejimlerde görülmeyen, olağanüstü idari yetkilere sahip ancak hukuken ve siyaseten sorumlu olmayan bir cumhurbaşkanlığı yapısı oluşturulduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanının MGK aracılığıyla güvenlik, savunma ve dış politika gibi alanlarda gündemi belirleyebilecek konuma geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanının yasamada, yürütmede, yargıda ve üniversitelerde atama yetkileriyle donatıldığını, ancak hukuken sorumsuz olmasının siyaset erbabı için cazip geldiğini belirtti.

Bu durumun Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer'in cumhurbaşkanlığı dönemlerinde farklı şekillerde ortaya çıktığını anlatan Prof. Dr. Kalaycıoğlu, 2007'den sonra AK Parti'nin kendi içinden cumhurbaşkanı seçme eğiliminin halkoylamasına giden süreci başlattığını kaydetti. Türkiye'nin 2007 itibarıyla hem devlet başkanını hem Meclis'i halkın seçtiği, Meclis aracılığıyla da hükümeti seçtiği bir sisteme geçtiğini ifade etti.

Prof. Dr. Kalaycıoğlu, 15 Temmuz 2016'daki 'askeri ayaklanma' olarak nitelendirdiği darbe girişimi sonrası Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) mühürsüz oy pusulalarını geçerli sayma kararının tarihte eşine rastlanmadığını söyledi. Bu kararın seçmenlerin siyasal haklarının zedelenmemesi gibi gerekçelerle alındığını ancak yasama organının veya seçmenin yetki ve gücünü kullanma anlamına geldiğini belirtti.

2017 halk oylamasıyla kurulan siyasal rejimin beş önemli özelliğinden birinin, hükümet ve devlet arasındaki farkların bulanıklaşması olduğunu vurguladı. Yasamanın etkinliğinin büyük ölçüde ortadan kalktığını ekledi.

Yorumlar (0)

Henuz yorum yapilmamis. Ilk yorumu siz yapin!