Sanatçı Ufuk Kobaş, Hollanda'nın sanat geleneği içindeki yerini ve kendi sanatsal gelişimini değerlendirdi. Kobaş, özellikle Rembrandt'ın etkisiyle yaptığı denemelerden sonra kendi özgün tarzını bulma sürecini anlattı.
Johanner Vermeer'in şehri Delft'te yaşayan Kobaş, kariyerinin önemli bir bölümünü Abu Dabi, Katar ve Dubai gibi Doğu ülkelerinde geçirdi. Bu süreçte hem sergiler açtı hem de sanat eğitimi verdi. Farklı kültürlerin sanatını özümseyerek Doğu ile Batı arasında bir köprü kurduğunu belirtti. Yedi yıl önce Hollanda'ya dönerek sanat çalışmalarına orada devam etme kararı aldı.
Kobaş'ın eserlerinde kadın yüzleri, atlar, balıklar ve mitolojik figürler öne çıkıyor. Balıklı resimlerinin yoğun olduğu dönemi, Abu Dabi'nin deniz ve balık ülkesi olmasının etkisine bağladı. Kendisi için imgelerin sadece estetik bir tercih olmadığını, aynı zamanda bir görsel sözlük niteliği taşıdığını ifade etti. Kadının iç dünyayı ve kimliği, atın hareketi ve gücü, balığın ise dönüşüm ve bilinçaltını temsil ettiğini söyledi.
Geçmişinde animasyon ve storyboard üretimi bulunması, resimlerine film karesi estetiğini yansıtmış. Kompozisyonlarında güçlü bir çizgi disiplini, sahneleme duygusu ve anlatı kurma çabası dikkat çekiyor. Son dönem eserlerinde ise belirgin bir sadeleşme gözlemleniyor. Figüratif ve fresko tadındaki üslubunu korurken, biçimler daha stilize ve ritmik hale gelmiş.
Kobaş, modern teknolojinin getirdiği olanaklardan yararlanmayı sevdiğini ve yeni şeyler denemekten keyif aldığını belirtti. Sanatın sadece fırça ve boyadan ibaret olmadığını, aynı zamanda bir gözlem ve biriktirme işi olduğunu vurguladı. Dijital kolaj tekniğini vazgeçilmez bir resim yöntemi olarak tanımladı. Kumaş desenleri, çiçekler, portreler ve boyası dökülmüş duvarların fotoğraflarını çekerek bu arşivini kullandığını ekledi.
Sanatçı, Rembrandt'ın etkisiyle onun gibi resim yapabilmek için yıllarca denemeler yaptığını ancak sonunda bu çabadan vazgeçtiğini söyledi. Bu vazgeçişin, kendi özgün sanatını bulmasında önemli bir rol oynadığını belirtti. Hollanda'da üretmenin, ülkenin görsel belleğiyle aynı zeminde durmayı kaçınılmaz kıldığını dile getirdi.
Ufuk Kobaş'ın resimleri, mitolojik ve sembolik bir dünya ile çağdaş sanatın yalınlaşma eğilimlerini bir araya getiriyor. Figür ile yüzey, hikaye ile estetik arasındaki gerilim, onun sanatını bireysel bir ifadeden öte, kültürlerarası geçişlerin ve tarihsel geleneğin kesiştiği bir durak haline getiriyor.