İstanbul'un Adalar ilçesi açıklarında meydana gelen küçük ölçekli depremler, Marmara Bölgesi'ndeki fay hareketliliğine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bu sarsıntıların ardından kamuoyunda "Büyük İstanbul depremi için bir işaret mi?" sorusu gündeme gelirken, yer bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, konuya dair açıklamalarda bulundu.
"BÜYÜK DEPREM HABERCİSİ DEĞİL"
Prof. Dr. Üşümezsoy, Büyükada açıklarında kaydedilen mikro depremlerin, beklenen büyük İstanbul depremiyle doğrudan ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirtti. Bölgedeki ana fay üzerinde olağan dışı bir hareketlilik gözlemlenmediğini ifade eden Üşümezsoy, yaşanan sarsıntıların büyük bir depremin habercisi olmadığını vurguladı.
"SARSINTILAR İKİNCİL FAYLARDA MEYDANA GELDİ"
Üşümezsoy'a göre, Büyükada'nın güneyinde gerçekleşen küçük depremler, ana fay üzerinde değil, ana fayı güneyden kuzeye doğru kesen ikincil ve üçüncül fay kollarında meydana geldi. Bu fay kollarının büyük miktarda stres biriktirecek bir yapıda olmadığını belirten Üşümezsoy, söz konusu hareketliliğin yıkıcı bir deprem beklentisiyle yorumlanmaması gerektiğini dile getirdi.
"ADALAR FAYI YAŞLI VE ÖLÜ BİR FAY"
Prof. Dr. Üşümezsoy, Adalar fayı hakkında da dikkat çekici değerlendirmeler yaptı. Bu fayın yaşlı ve "ölü" bir fay olduğunu savunan Üşümezsoy, Adalar fayından büyük bir deprem beklenmediğini ifade etti.
"STRESİN KÜÇÜK ÖLÇEKLİ BOŞALMASI"
Büyükada çevresindeki son hareketliliği, bölgede daha önce birikmiş olan stresin küçük ölçekte bir boşalması olarak değerlendiren Üşümezsoy, bunun Marmara'da görülebilen olağan süreçlerden biri olduğunu söyledi. Mikro depremlerin, yıllar önce hazırlanan fay haritalarıyla da uyumlu olduğunu belirten Üşümezsoy, 1999'dan bu yana bölgede benzer şekilde tetiklenmiş küçük ölçekli sarsıntıların yaşandığını ekledi.
"İSTANBUL DEPREMİ GELİYOR" ALGISINA YANIT
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin yıl dönümünden iki gün sonra meydana gelen sarsıntılar, kamuoyunda endişeye yol açmıştı. Ancak Üşümezsoy, depremlerin zamanlamasının tek başına büyük bir tehlike işareti olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Adalar çevresindeki mikro depremlerin, tek başına orta veya büyük ölçekli bir deprem beklentisi oluşturmayacağını vurgulayan Üşümezsoy, yaşanan hareketliliğin kamuoyunda "İstanbul depremi geliyor" şeklinde yorumlanmasının bilimsel verilerle desteklenmediğini savundu.