Ege Denizi'nin 70-120 metre derinliklerinde, 2 kilometreyi aşan bir alana yayılan mercan ormanları keşfedildi. 10 yılı aşkın süren araştırmaların sonucunda ortaya çıkan bu buluş, bölgenin biyolojik çeşitliliği açısından büyük önem taşıyor.
TÜDAV (Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı) tarafından yürütülen çalışma, Marmara ve Ege Denizi'ne odaklanıyor. Gökçeada ve Semadirek adaları arasındaki derinliklerde gerçekleştirilen araştırmalar, mezofotik (zayıf ışık alan) bölgelerdeki mercan ekosistemlerini gün yüzüne çıkardı. Prof. Dr. Öztürk, bu keşfin Ege Denizi'nin biyoçeşitliliği hakkındaki mevcut bilgileri değiştirdiğini belirtti.
Bu tür ekstrem ekosistemlerin sayısı, yerleri ve derinlikleri hakkında sınırlı bilgiye sahip olunduğunu ifade eden Prof. Dr. Öztürk, uluslararası sulardaki mercan ormanlarının durumu hakkında daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguladı. Türkiye İş Bankası'nın son beş yıldır çalışmaları desteklediği belirtildi.
Önümüzdeki ay TÜDAV MARU gemisiyle yeni bir sefere çıkılacak. Bu seferde daha derin sular araştırılacak, iklim değişikliği ve yabancı türlerin etkileri incelenecek. 500 metre derinliğe kadar inebilen ROV'lar ve dronlar kullanılacak.
Ege Denizi'nin hızla kirlendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Öztürk, kara kökenli kirliliğin azaltılması gerektiğini ve bu denizin korunması için Türkiye ile Yunanistan arasında işbirliğinin şart olduğunu söyledi. Aslan balığı ve balon balığı gibi yabancı istilacı türlerin yayılmasının, iklim değişikliğinin mercanlar üzerindeki olumsuz etkilerinin ve yasadışı balıkçılığın biyoçeşitliliğe zarar verdiğini belirtti. Bu durumun devam etmesi halinde 20 yıl içinde balık bulunamayacağını ve turizm ile balıkçılık başta olmak üzere krizler yaşanacağını öngördü.
Mercan ormanlarının Semadirek Adası'na kadar uzandığını belirten Prof. Dr. Öztürk, bu keşfin Türkiye ve Yunanistan arasında bir işbirliği fırsatı yarattığını dile getirdi. İki ülkenin faydalanabileceği ortak deniz parkları oluşturulması yönünde projeleri olduğunu söyledi. İtalya, Fransa ve Monako'nun Ligurya Denizi'nde benzer bir koruma alanı oluşturduğunu hatırlatarak, Türkiye ve Yunanistan'ın da bunu yapabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Öztürk, bu buluşun işbirliğine öncülük etmesi halinde, konunun önemini Başbakan Miçotakis'e bile anlatmaya hazır olduğunu belirtti.