Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, otizm spektrum bozukluğunun erken dönem belirtileri ve dil ile sosyal iletişimdeki güçlükleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Otizmin, sosyal iletişim ve etkileşimde zorluklar, tekrarlayıcı davranışlar ve duyusal hassasiyetlerle karakterize edilen nörogelişimsel bir durum olduğunu belirtti.
Dr. Luş, günümüzde otizmin tek bir tablo yerine, farklı özellik ve düzeyleri içeren 'otizm spektrum bozukluğu' olarak ele alındığını vurguladı. Geçmişte Asperger sendromu ve atipik otizm gibi ayrı tanılarla bilinen durumların artık spektrum içinde değerlendirildiğini söyledi. Spektrumda özellikle sosyal iletişim ve etkileşim alanındaki zorlukların öne çıktığını ifade etti.
Otizm spektrumuna işaret edebilecek bazı belirtilerin yaklaşık 1,5 yaşından itibaren fark edilebileceğini belirten Dr. Luş, bu belirtiler arasında çocuğun sosyal etkileşimde zorlanması, sosyal gülümsemeye karşılık vermemesi, ismine seslenildiğinde bakmaması veya tepki göstermemesi gibi durumların yer aldığını aktardı. Ayrıca, ebeveynlerle oynanan karşılıklı oyunlara katılmama, bir yöne işaret edildiğinde bakmama ve çevresindeki kişilere veya olaylara beklenen düzeyde ilgi göstermeme gibi işaretlerin de sosyal iletişim açısından değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Dil gelişiminin de otizm spektrumunda farklı şekillerde etkilenebildiğini vurgulayan Dr. Luş, çocuğun hiç konuşmaması, konuşmanın yaşıtlarına göre gecikmesi veya konuşma gelişmiş olsa bile dilin sosyal iletişim amacıyla uygun kullanılmaması gibi durumların görülebileceğini belirtti. Ergenlik ve yetişkinlik döneminde ise mecazları anlamakta zorlanma, sosyal iletişimi kendiliğinden başlatamama ve farklı sosyal ortamlara uygun dil kullanımı konusunda güçlük yaşama gibi durumların ortaya çıkabileceğini ekledi. Bu özelliklerin görülme biçimi ve şiddetinin bireyler arasında farklılık gösterebildiğini sözlerine ekledi.
Otizmin bir diğer önemli özelliğinin davranışsal farklılıklar olduğunu belirten Dr. Luş, tekrarlayıcı hareketler ve basmakalıp davranışların bu kapsamda yer aldığını söyledi. Duyusal uyaranlara karşı aşırı hassasiyet (hipersensitivite) veya beklenenden daha az tepki verme (hiposensitivite) durumlarının da görülebildiğini kaydetti. Ses, ışık, dokunma veya diğer duyusal uyaranlara verilen tepkilerin bireyden bireye değişebileceğini hatırlatan Dr. Luş, otizm spektrum bozukluğunun tek tip bir görünümünün olmadığını ve belirtilerin farklı bireylerde farklı düzeylerde ve biçimlerde ortaya çıkabileceğini vurguladı. Erken dönemde fark edilen sosyal iletişim, dil gelişimi ve davranışsal farklılıkların uygun şekilde değerlendirilmesinin, çocuğun ihtiyaçlarının belirlenmesi ve gelişiminin desteklenmesi açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.