Elazığ'da 1974 doğumlu Suna Tan, yedi kardeşin tek kızı olarak büyüdü. Ağabeyinin okula gidişlerini imrenerek izleyen Tan, okuma tutkusunu giderek artırdı. Annesinin desteğiyle evine yakın bir okula götürülen Tan, yalnızca bir saat süreyle eğitim alabildi. Öğretmenin ilgisiyle tahtaya kaldırılması, Tan için unutulmaz bir anı olarak kaldı.
Okul hayatı kısa süren Tan, ilkokul yıllarından sonra evdeki gazete ve kitapları kendi çabasıyla okuyarak bilgi birikimini artırdı. Yıllar sonra annesiyle yaptığı bir sohbet, hayatında yeni bir sayfa açtı. Annesi, kendi hayatının bir romana konu olabileceğini söyleyerek Tan'dan bunu yazmasını rica etti. Tan, annesine verdiği sözü yerine getirmek için geçmişe ait defterler tutmaya, anılarını ve yaşadıklarını kaydetmeye başladı.
Üç çocuk ve yedi torun sahibi olan Suna Tan, yıllar içinde biriktirdiği notları derleyerek 72 yaşında bir kitap taslağı oluşturdu. Bir kitap fuarında tanıştığı yayın grubu imtiyaz sahibi Talat Özer'e, annesine verdiği sözden bahsetti. Özer'in teşvikiyle Tan'ın notları, altı ay süren bir çalışmayla romana dönüştürüldü. Kitap, annesinin vasiyetini yerine getirmenin verdiği mutlulukla tamamlandı.
Tan, “İnsan gerçekten isterse başaramayacağı hiçbir şey yoktur. Hayatım boyunca öğretmen yüzü görmedim, tüm eğitim hayatım o bir saatle başladı ve bitti. Ancak ben bu sevdayı içimde ve duygularımda hiçbir zaman bitirmedim” dedi. Talat Özer ise Suna Tan'ın hikayesinin ilham verici olduğunu belirterek, “Bu kitap, 'Ben başaramam' diyen herkesin neleri başarabileceğini gösteren canlı bir hikayedir” ifadelerini kullandı.