İktidar tarafından 'Terörsüz Türkiye' olarak adlandırılan süreç kapsamında hazırlanan çerçeve yasaya yönelik tepkiler devam ediyor. TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edilen ve 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi' olarak bilinen çerçeve yasanın Genel Kurul görüşmelerine yarın başlanacak. Meclis Genel Kurulu, saat 11.00'de toplanarak kanun teklifinin görüşmelerine başlayacak.
Gözlerin yarın Meclis'te olacak görüşmelere çevrildiği bir dönemde, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'tan dikkat çeken bir açıklama geldi. Söz konusu teklife tepki gösteren Yavaş, Türkiye'nin kapalı kapılar ardındaki mutabakatlara değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakata ihtiyacı olduğunu belirtti.
Yavaş, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Türkiye'nin yıllardır süregelen sorunlarının demokratik yollarla çözülmesini, silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri veya düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki? sorusunu yöneltti. Barışa, kardeşliğe, huzura ve özgürlüğe kimsenin itiraz edemeyeceğini vurgulayan Yavaş, ancak gerçek barışın yalnızca bir kanun çıkarmakla sağlanamayacağını ifade etti. Barışın temelinin adalet, hukuk, güven ve toplumsal mutabakat olduğunu dile getirdi.
Yavaş, günümüz Türkiye'sinde vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olduğunu belirtti. CHP'li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların yapıldığı, henüz yargılama süreçleri tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemde olunduğunu söyledi. Ayrıca, belediye başkanlarının görev yaptıkları şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla bilinen kuyu tipi cezaevlerine gönderilmelerinin zulme benzediğini ekledi.
Anayasa Mahkemesi kararlarının tartışıldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmenin yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşulamayacağını savundu. Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz etmenin ancak temel bir gerçeğin kabul edilmesiyle mümkün olacağını belirten Yavaş, 'Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir. Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir. Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.' ifadelerini kullandı.
Yavaş, bir taraftan demokratikleşmeden bahsedilirken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmanın, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmenin gerçek bir huzur getirmeyeceğini vurguladı. TBMM'ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından ciddi hukuki ve anayasal itirazların dile getirildiğini hatırlattı. Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun tüm kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılmasının yeni sorunlar doğuracağını belirtti. Milletin bilgisi olmadan, toplumun tartışmadan ve farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatların, toplumsal mutabakatın yerini tutamayacağını ifade etti.
Yavaş, kendi demokrasi anlayışında milletin, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi olmadığını, milletin bu ülkenin sahibi olduğunu söyledi. Bu nedenle yapılması gerekenin Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak, seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak olduğunu belirtti. Tüm bunların sağlandıktan sonra milletin önüne hiçbir soru işareti kalmadan çıkmanın en doğru seçenek olacağını ifade etti.
Türkiye'nin Kürt meselesi dahil hiçbir meselesinin çözümsüz olmadığını belirten Yavaş, Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalma veya bir seçim daha kazanma hesabına endekslemenin, yıllarca cezaevinde tutulan siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası haline getirme izlenimini güçlendireceğini söyledi. Toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçilemeyeceğini ifade etti. Türkiye'nin ihtiyacının kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakat olduğunu yineledi. Milletin bu konudaki yetkisi doğrultusunda gerekli demokratik düzenlemelerin, açık ve şeffaf bir biçimde, TBMM çatısı altında hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Son olarak Yavaş, isimleri köprülere ve geçitlere kazınan şehitlerin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanların sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biri olduğunu vurguladı.