Yüzyıllar önce insan kaynaklı avlanma ve arazi işgali nedeniyle nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan yaban koyunu (wild-mouflon) türü, 35 yıllık bir proje sayesinde çöl ekosisteminde mucize yarattı. Bilim insanları tarafından yürütülen çalışma kapsamında, kurak bir çöl bölgesine bırakılan 15 yaban koyunu, zamanla yüzlerce bireylik bir popülasyona ulaşarak bölgenin ekosistemini yeniden canlandırdı.
1980'li yıllarda soyu tükenme riski altındaki bu dayanıklı türü korumak amacıyla radikal bir proje başlatıldı. Özel koruma alanlarında yetiştirilen yaban koyunları, helikopter ve nakliye uçakları kullanılarak çölün en zorlu ve kurak bölgelerine taşındı. Projenin başlangıcında aşırı sıcaklar ve su kıtlığı nedeniyle şüpheyle yaklaşıldıysa da, koyunların ortama uyum sağlama yeteneği beklentilerin üzerine çıktı.
Bölgeye adapte olan 15 koyun, sert tırnaklarıyla çöl zeminini kırarak yağmur sularının yer altına sızmasını sağlayan mikro çukurlar oluşturdu. Kurak dönemlerde bu çukurları eşeleyerek nemli kalmalarını ve doğal su birikintileri meydana getirmelerini sağlayan koyunlar, adeta birer 'ekosistem mimarı' gibi davrandı. Bu mini vahalar sayesinde ceylanlar, çöl tilkileri, sürüngenler ve göçmen kuşlar gibi su bulmakta zorlanan birçok tür bölgeye geri döndü.
Koyunlar, sadece toprağı havalandırmakla kalmayıp, çöl florası için hayati önem taşıyan bodur çalıların ve endemik otların yeniden yayılmasında da kilit rol oynadı. Geniş alanlarda otlayarak bitki tohumlarını sindirim sistemleriyle uzak mesafelere taşıyan ve gübreleriyle toprağı organik olarak besleyen bu canlılar, bir zamanlar yok olmanın eşiğindeki bir araziyi yeniden canlı bir ekosisteme dönüştürdü. Böylece, çölün ortasında yeşil yaşam koridorları oluşturuldu.