Boston Consulting Group'un Küresel Servet Raporu'na göre, gelişmekte olan piyasaların 2030 yılına kadar küresel finansal servetine 12 trilyon dolar eklemesi bekleniyor. Rapor, küresel finansal servetin 2025 yılında yüzde 10,7'lik bir artışla 333 trilyon dolara ulaşarak rekor kırması öngörüsünde bulunuyor.
Geleneksel finans merkezleri olan Kuzey Amerika ve Batı Avrupa hala küresel servetin büyük bir bölümünü elinde tutarken, uluslararası varlık yönetiminde Hong Kong, 2,9 trilyon dolarlık hacmiyle İsviçre'yi geride bırakarak dünyanın en büyük sınır ötesi rezerv merkezi konumuna yükseldi. Yeni servet üretimi artık geleneksel finans merkezlerinden ziyade, finansal varlıkları 250 bin doların üzerinde olan varlıklı nüfus grubunun ortalama yıllık yüzde 8'lik büyümesiyle şekilleniyor. Bu büyümenin, önümüzdeki on yıl içinde bir milyondan fazla yeni dolar milyoneri yaratması öngörülüyor.
Gelişmekte olan piyasalardaki Çin ve diğer dinamik ekonomiler, küresel sermaye akışlarının yönünü değiştiriyor. Finansal hizmetlere erişim oranının henüz düşük kaldığı bu kitleye ulaşmak için küresel finans devleri yeni stratejiler geliştiriyor. Geleneksel bankacılık modellerinin yerel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığı belirtilirken, yeni nesil finansal teknolojiler ve dijital varlık yönetimi çözümleriyle bu açığın hızla kapatılması hedefleniyor. Portföy yöneticileri, gelişmekte olan piyasalardaki varlıklı nüfusa yönelik ürün çeşitliliğini artırıyor ve küresel fonlar, getiri arayışlarını sürdürerek yatırımlarını yeni finansal ekosistemlere yönlendiriyor.
Sermaye birikimi artık tek bir ülke veya bölgeyle sınırlı kalmıyor. Hindistan'ın 2030'a kadar 2 trilyon doların üzerinde, Brezilya'nın 1 trilyon dolar ve Meksika'nın 600 milyar dolar ek servet oluşturması bekleniyor. Makroekonomik reformlar ve artan iç tüketim, bu ülkeleri öne çıkarıyor. Vietnam, Endonezya ve Suudi Arabistan gibi ülkeler, gelişmiş ekonomileri geride bırakan büyüme hızları yakalıyor. Finansal analistler, gelişmekte olan piyasalar genelinde sermaye birikiminin hızlandığını belirtiyor.
Knight Frank'ın 2026 Servet Raporu'na göre, Hindistan'da 30 milyon doların üzerinde varlığa sahip ultra yüksek net değerli birey sayısı 2021-2026 arasında yüzde 63 arttı. Bu sayının 2031'e kadar 25 bin sınırını aşması bekleniyor. Endonezya'nın önümüzdeki beş yılda ultra zengin nüfusunda yüzde 82 artışla dünya genelinde en güçlü büyümeyi kaydetmesi öngörülüyor. Suudi Arabistan ve Polonya yüzde 60'ın üzerinde, Vietnam ise yüzde 60'a yakın bir büyüme performansı sergiliyor. Ortadoğu bölgesinin küresel ultra zengin nüfusundaki payı son beş yılda yüzde 2,4'ten yüzde 3,1'e yükseldi. Asya-Pasifik bölgesi, milyarder sayısındaki artış hızıyla Kuzey Amerika'yı geride bırakarak en fazla milyardere ev sahipliği yapan coğrafya konumunda.
Körfez Bölgesi, Suudi Arabistan'ın 2031'e kadar milyarder sayısında dünya genelindeki en hızlı artışı hedeflemesiyle kritik bir servet merkezi haline geliyor. Gelişmekte olan piyasalar, genç ve teknolojiye yatkın zengin nüfusuyla yatırım trendlerini şekillendiriyor. Mumbai kenti, küresel servet dönüşümünün en net göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Kent, yabancı sermayeden ziyade yerli girişimcilerin ve sanayicilerin birikimiyle büyüyor. Lüks konut fiyatları, son beş yılda yüzde 40 büyüyen ekonomi desteğiyle 2025'te yüzde 8,7 arttı. 5 milyon doların üzerindeki işlemlerin büyük çoğunluğu yerli yatırımcılar tarafından gerçekleştiriliyor. Gelişmekte olan piyasaların metropolleri, yerli burjuvazinin büyümesiyle batılı rakiplerini zorluyor.