İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılma kararı aldığı referandumun 10. yıl dönümünde, Başbakan Andy Burnham'ın geleceğe yönelik açıklamaları yeniden üyelik tartışmalarını alevlendirdi. Ancak uzmanlar, kısa vadede tam bir dönüşten ziyade güvenlik, savunma, ticaret ve hareketlilik gibi alanlarda daha yakın bir iş birliği öngörüyor.
Anadolu Ajansı'nın (AA) "Brexit'ten Breturn'e" başlıklı dosya haberinin ilk bölümü, İngiltere'nin AB üyeliği sürecini, ayrılık sonrası ilişkileri ve olası yeniden üyelik ihtimallerini uzman görüşleriyle mercek altına aldı. İngiltere'nin Avrupa bütünleşmesiyle olan ilişkisi, üyelik öncesinden bu yana egemenlik, ekonomik çıkarlar ve siyasi yönelimler etrafında şekillendi. Ülke, 1973'te Avrupa Ekonomik Topluluğu'na katılsa da, ulusal egemenlik, bütçe katkıları ve serbest dolaşım gibi konulardaki tartışmalar AB ile ilişkilerinde İngiliz siyasetinin ana gündem maddeleri arasında yer aldı.
Dönemin Başbakanı David Cameron'ın 2013'te verdiği reform müzakereleri ve ardından referandum sözüyle başlayan süreç, ayrılık kampanyasının "kontrolü geri alma" söylemiyle şekillendi. 23 Haziran 2016'daki referandumda seçmenlerin yüzde 51,9'u ayrılma yönünde oy kullandı ve bu sonuç, hem İngiltere hem de Avrupa bütünleşmesi açısından tarihi bir dönüm noktası oldu. Ülke, uzun müzakerelerin ardından 31 Ocak 2020'de resmen AB'den ayrıldı.
Ayrılık sonrası kurulan yeni ilişki çerçevesinde, taraflar Aralık 2020'de Ticaret ve İşbirliği Anlaşması'nda uzlaştı. Ocak 2021'de yürürlüğe giren anlaşma, ticaret, ulaştırma, balıkçılık ve güvenlik alanlarında yeni bir dönemin kapısını araladı. 2024'te göreve gelen İşçi Partisi hükümeti, ilişkileri yeniden canlandırma çabalarına hız verdi. 19 Mayıs 2025'te Londra'da gerçekleşen AB-İngiltere zirvesinde stratejik ortaklık ve güvenlik alanlarında iş birliği kararı alındı. Ukrayna'daki savaşın getirdiği güvenlik kaygıları ve ekonomik engellerin azaltılması isteği, bu yakınlaşmanın temel motivasyonları arasında yer aldı.
Temmuz ayında başbakanlık görevini devralan Andy Burnham, 29 Eylül'deki İşçi Partisi konferansında yaptığı konuşmayla tartışmayı yeni bir boyuta taşıdı. Burnham, Brexit'in ülkeye faydadan çok zarar getirdiğini belirterek, Avrupa ile uzun vadeli ilişki seçeneklerini kamuoyuna sunacağını ve bu seçenekler etrafında bir uzlaşı arayacağını ifade etti. Ertesi günkü açıklamasında gümrük birliği, tek pazara katılım ve yeniden üyelik gibi seçeneklere değinen Burnham, erken bir referandumun uygun olmadığını belirtti. Burnham, ayrıca Rusya'nın 2016 Brexit referandumuna müdahale ettiğini öne sürerek, ayrılık kararının alındığı sürece ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
Başbakan Burnham, 28 Ekim'de parlamentodaki oturumda Brexit anlaşmasının ekonomik büyüme ve göç kontrolü beklentilerini karşılamadığını dile getirdi. Ancak yeniden üyelik referandumu soruları üzerine, İşçi Partisi manifestosuna işaret ederek AB'ye, gümrük birliğine ve serbest dolaşıma dönüşü dışlayan parti politikalarını hatırlattı. Burnham, "Manifestodaki kırmızı çizgilerimiz, seyahat özgürlüğü de dahil olmak üzere bu parlamentonun görev süresi boyunca güçlü şekilde yerini koruyacak." diyerek, Kasım ayındaki İngiltere-AB Zirvesi'nde daha iyi bir anlaşma elde etmeyi hedeflediklerini vurguladı. Bu açıklamalarla Burnham, uzun vadeli seçenekleri tartışmaya açarken, mevcut parlamento döneminde önceliğin yeniden üyelik değil, AB ile ilişkilerin geliştirilmesi olduğunu belirtti.