Türkiye, küresel iklim politikalarının ve enerji dönüşümünün geleceğini belirleyecek önemli bir zirveye ev sahipliği yapacak. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31), 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da düzenlenecek. Yaklaşık 100 bin kişinin katılımının beklendiği zirveye, ABD yönetiminin resmî bir müzakere heyeti göndermeyecek olması dikkat çekiyor. Zirvenin en önemli gündem maddelerinden biri ise gelişmiş ülkelerin iklim finansmanına yönelik taahhütlerini yerine getirme biçimi olacak.
ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Paris İklim Anlaşması'ndan ikinci kez çekilmesinin ardından COP31'e resmî müzakere heyeti gönderilmeyecek olması, özellikle gelişmekte olan ülkelere sağlanacak mali destek konusunda belirsizlik yaratıyor. Ancak Washington'ın resmî müzakerelerde yer almayacak olması, zirveye hiçbir Amerikalının katılmayacağı anlamına gelmiyor. ABD Kongresi'nden 19 kişilik bir heyetin Antalya'ya gelmesi planlanıyor. Bu heyette yer alan Demokrat milletvekilleri, ABD'nin iklim, enerji ve ekonomi politikalarında uluslararası iş birliğini yeniden güçlendirme fırsatlarını değerlendirmeyi amaçlıyor. Amerikan şirketleri ile eyalet ve yerel yönetim temsilcilerinin de zirvede bulunması bekleniyor.
Antalya'daki görüşmelerde, iklim değişikliğiyle mücadele için ayrılacak finansman konusunda zorlu pazarlıklar yürütülecek. 2024'te Bakü'de düzenlenen COP29 zirvesinde, gelişmiş ülkelerin 2035 yılına kadar gelişmekte olan ülkelere yıllık en az 300 milyar dolar finansman sağlaması hedefi kabul edilmişti. Kamu ve özel sektör kaynaklarının birlikte kullanılmasıyla küresel iklim finansmanının yıllık en az 1,3 trilyon dolara çıkarılması çağrısında bulunulmuştu. Ancak finansmanın hangi ülkeler tarafından, hangi koşullarla sağlanacağına ilişkin anlaşmazlıklar devam ediyor. Gelişmekte olan ülkeler, hibe ve düşük maliyetli uzun vadeli finansman talep ederken, gelişmiş ekonomiler özel sektör yatırımlarının ve uluslararası kalkınma bankalarının daha büyük sorumluluk üstlenmesini savunuyor. Antalya'da yeni bir finansman hedefinden ziyade, mevcut taahhütlerin uygulanması ve kaynaklara erişimin kolaylaştırılması ön plana çıkacak.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın raporuna göre, gelişmekte olan ülkelerin iklim risklerine uyum sağlamak için 2035 yılında yıllık yaklaşık 305 milyar dolara ihtiyacı olacak. Buna karşılık, 2024 yılında gelişmiş ülkelerden aktarılan uluslararası kamu uyum finansmanı 28,2 milyar ile 31,7 milyar dolar arasında gerçekleşti. Bu durum, mevcut finansman taahhütlerinin iklim değişikliğinin ekonomik etkilerini karşılamakta yetersiz kalabileceğini gösteriyor. Özellikle kuraklık, su kıtlığı ve aşırı hava olaylarıyla karşı karşıya kalan ülkeler için finansman, ekonomik büyüme ve kamu bütçeleri açısından da büyük önem taşıyor.
COP31, 9 Kasım Pazartesi günü Antalya EXPO Center'da başlayacak ve 20 Kasım'a kadar sürecek. Konferansın başkanlığını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum üstlenecek. Resmî müzakerelere ise Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen başkanlık edecek. Zirvenin en önemli bölümlerinden biri, 11-12 Kasım tarihlerinde düzenlenecek Liderler Zirvesi olacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliği yapacağı toplantıda devlet ve hükümet başkanları enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme, iklim finansmanı ve iklim değişikliğine uyum konularını ele alacak. Türkiye'nin desteklediği girişimler arasında, elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payının 2035 yılına kadar yüzde 35'e çıkarılması yönündeki gönüllü hedef de bulunuyor.