Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye tarafından uygulanan proje kapsamında, Ankara İklim Geçişi Forumu 2026 başladı. İklim Değişikliği Başkanlığının nihai faydalanıcısı olduğu forum, 15-16 Ekim tarihlerinde Ankara'da bir otelde düzenleniyor ve çevrim içi olarak da takip edilebiliyor.
Foruma, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar, UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Monica Merino ve AB Türkiye Delegasyonu Mali İşbirliği Başkanı Maria Luisa Wyganowski katıldı. Forumda, iklim değişikliğiyle mücadelede atılan yerel ve ulusal adımlar değerlendiriliyor.
Avrupa Birliği Delegasyonu, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, büyükşehir belediyeleri, uluslararası yerel yönetim ağları, uluslararası finans kuruluşları ve bilim insanlarının katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, COP31 Başkanlığı'nın Uygulama COP'u hedefi doğrultusunda somut iklim eylemi örneklerinin öne çıkarılması amaçlanıyor.
Halil Hasar, açılış konuşmasında iklim değişikliğiyle mücadelede topyekun hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Erken uyarı sistemleri ve verilerin önemine değinen Hasar, "Bir mahallede sıcak hava dalgası var, diğer mahallede yağmurla, selle mücadele var. Normallerin bile değiştiği başka bir dönemde yaşıyoruz" dedi. Türkiye'de 2024'ün en sıcak, 2025'in ise en kurak yıl olarak kayıtlara geçtiğini hatırlatan Hasar, uzun dönemli yağış marjında yüzde 28 oranında azalma olduğunu belirtti. Tek bir günde metrekareye 300 kilogram yağış düşmesinin, iklim krizinin sonuçlarından biri olduğunu ifade etti.
Bilimsel Verilere Dayalı Altyapı Oluşturuldu
Hasar, iklim modellerinde yapılan iyileştirmeler hakkında bilgi verdi. Daha önce yaklaşık 100 kilometrekarelik bir alanı tek bir sonuç olarak gördüklerini, şimdi ise 3 kilometre çözünürlüğe indirilmiş modellerle çalıştıklarını belirtti. Bu sayede, bir mahalleye kadar indirgenebilen iklim projeksiyonları elde edildiğini söyledi. "Toplumu daha hazır hale getirmek için bilimsel verilerden faydalanan bir altyapı oluşturduk" diyen Hasar, yakın gelecek ve yüzyılın sonu için hem düşük hem yüksek emisyon senaryolarını içeren çalışmalar yaptıklarını kaydetti.
Yerel İklim Eyleminin Önemi Vurgulandı
Sıcaklıkların, mevsim normallerinin, yağış ve rüzgar rejimlerinin değiştiğini belirten Hasar, yerel iklim eyleminin öneminin bu noktada başladığını dile getirdi. Felaketler yaşandıktan sonra çözüm aramanın daha maliyetli olduğunu ifade eden Hasar, bu durumların önüne geçmek için bilimsel verilerin kullanılmasının gerekliliğini vurguladı. COP31'de Antalya'da pilot bir çalışma ile bu konularda örnekler sunulacağını belirtti. Adaptasyon, uyum ve bilimin öncelikli konular olduğunu sözlerine ekledi.
UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Monica Merino, forumda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 öncesinde bu forumun önemli bir fırsat olduğunu belirten Merino, küresel iklim taahhütlerinin anlamlı yerel eylemlere nasıl dönüştürülebileceğini ortaya koyacaklarını söyledi. İklim değişikliği meselesinin aciliyet taşıdığını ve taahhütlerin somut eylemlere dönüştürülebileceğini vurguladı.
AB Türkiye Delegasyonu Mali İşbirliği Başkanı Maria Luisa Wyganowski, işbirliğinin önemine dikkati çekti. Türkiye'nin COP31 ile küresel iklim diplomasisinin merkezine yerleşeceğini belirten Wyganowski, diyalog sayesinde farklı tarafları bir araya getireceklerini ifade etti. Forumun, AB kapsamında iklim değişikliğiyle ilgili eylemlere bir platform oluşturmasını temenni eden Wyganowski, planların yatırımlara, yatırımların ise uzun süreli faydalara dönüşmesini diledi.