İstanbul'un Kadıköy ilçesine bağlı Moda semtinde, 25 Ocak 1960 gecesi yaşanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran bir cinayet davası, 93 gün sonra aydınlatıldı. Olay, gece yarısı sokakta yardım çığlıkları atarak koşan 27 yaşındaki M.S. isimli bir kişinin, evinde vahşice öldürülmüş hamile eşi F. (21) ve 2 yaşındaki oğlunu bulmasıyla başladı.
Taksi şoförü Mümtaz'ın tanık olduğu olayda, M.S. eve girdiğinde eşi ve oğlunun cansız bedenleriyle karşılaştı. Yapılan ilk incelemelerde, F.'nin eşarpla, çocuğunun ise elle boğulduğu belirlendi. Ayrıca F.'nin cinsel saldırıya uğradığına dair de bulgulara rastlandı. Yatakta ve zeminde bulunan kan lekeleri, ilk başta olayın bir saldırı sonucu gerçekleştiği ihtimalini güçlendirse de, F. ve çocuğunun bedenlerinde bu kanamayı açıklayacak yara izlerinin bulunmaması kafa karıştırdı.
M.S.'nın ifadesine göre, eve geldiğinde ışığın yanmadığını ve karanlık odada bir saldırganla boğuştuğunu, ardından yardım istemek için dışarı çıktığını belirtti. Ancak evde yapılan detaylı incelemelerde, M.S.'nın başında bulunan sıyrık dışında saldırgan izine rastlanmadı. Bu durum, cinayet masası ekiplerini, M.S.'nın anlattığı saldırganın varlığını sorgulamaya itti ve M.S. birinci derecede şüpheli haline geldi.
Sorgulama sırasında M.S., cinayetle bağlantılı olabileceğini düşündüğü deniz eri S. isimli bir kişinin adını verdi. M.S.'ya göre S., kız kardeşiyle evlenmek istemiş ancak M.S. karşı çıkmıştı. Cinayet gecesi izinli olan S.'ye ulaşılamaması, bu iddiayı daha da ciddiye alınır kıldı. Polis, M.S.'nın eşini başka bir erkekle yakaladığı ve çıkan boğuşma sonrası cinayetleri işlediği veya M.S.'nın anlattığı gibi ikinci bir kişinin olayı gerçekleştirdiği ihtimalleri üzerinde durdu. Yapılan araştırmalar sonucunda, evdeki kan lekelerinin kime ait olduğu ve M.S.'nın anlattığı saldırganın var olup olmadığı gibi soruların cevapları aranırken, olayın 93 gün sonra M.S.'nın itirafıyla çözüldüğü belirtildi.