Binlerce evli çiftin merak ettiği bir konu olan, evlilik öncesinde krediyle alınan konutun mülkiyeti hakkında Yargıtay'dan emsal bir karar çıktı. Karara göre, tapunun evlilikten önce alınmış olması, evlilik sırasında yapılan kredi ödemelerinin mal rejimi hesabı dışında kalacağı anlamına gelmiyor.
Yargıtay'ın önüne gelen olayda, bir taşınmazın alınması için davalı eş adına konut kredisi çekildi. Kredinin taksitlerinin bir kısmı evlilikten önce, önemli bir kısmı ise evlilik sırasında ödendi. Davacı eş, evlilik birliği içinde ödenen kredi taksitleri nedeniyle 'değer artış payı' alacağı talep etti.
Yerel mahkeme, davacının talebini reddetti. Ancak Yargıtay, ödeme kaynakları ve taşınmazın değeri araştırılmadan karar verilemeyeceğini belirterek yerel mahkeme kararını bozdu. Yargıtay, evlilik içinde yapılan kredi ödemelerinin hukuki niteliğinin ve bunlardan doğan alacağın hesaplanmasını istedi.
Bu kararla birlikte, evlilik sırasında ödenen kredi taksitlerinin boşanma hesabında dikkate alınabileceği ortaya kondu. Ancak bu durum, diğer eşi otomatik olarak evin ortağı yapmıyor. Değer artış payı, bir eşin diğer eşe ait mala yaptığı somut katkı üzerinden hesaplanıyor. Evlilikten önce alınan evin kredi taksitleri ortak gelirlerden veya diğer eşin kişisel malından ödenmişse, bu ödemeler 'kişisel mala' katkı olarak değerlendirilebiliyor. Hesaplama, evin yarısı üzerinden değil, yapılan katkının miktarı, oranı ve taşınmazın mal rejiminin sona erdiği tarihteki değeri üzerinden yapılıyor.
Sonuç olarak, tapuda ismi tek başına belirleyici olmuyor. Evin ne zaman alındığı kadar, kredi taksitlerinin ne zaman ve hangi parayla ödendiği de önem taşıyor. Evlilikten önce alınan ev kişisel mal sayılsa bile, evlilik sırasında bu evin borcuna yapılan katkı, mal paylaşımında dikkate alınabiliyor. Bu durum, evin yarısının devredileceği anlamına gelmiyor, yalnızca somut olayın özelliklerine göre hesaplanacak bir alacak hakkı doğuruyor.