Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bir işçinin kendi yerine başka bir çalışanın kartını okutarak işvereni yanıltması durumunda, işverenin iş sözleşmesini tazminatsız olarak feshedebileceğine dair emsal bir karara imza attı. Bu karar, işçi ve işverenler açısından önemli sonuçlar doğuracak.
Olayda, yıllarca çalıştığı fabrikada görevli bir personel şefi, iş yerinde olmadığı halde başka bir personelin giriş kartını okutarak haksız kazanç elde ettiği gerekçesiyle işten çıkarıldı. Bunun üzerine işçi, İş Mahkemesi'ne başvurarak kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma alacaklarının ödenmesini talep etti. Davacı şef, uzun yıllar çalıştığını ve iş sözleşmesinin hukuka aykırı feshedildiğini iddia etti.
İşveren tarafı ise davacının, iş yerinde bulunmayan Y.K. isimli çalışanın kartını okutarak şirketi bilerek kandırdığını savundu. Şirket yetkilileri, fabrikanın kuruluş sürecinde uzun saatler çalıştırıldığı yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini talep etti.
Yerel mahkeme, davacının eylemiyle işvereni nasıl bir zarara uğrattığının somut olarak ortaya konulamadığı gerekçesiyle tazminat ödenmesine hükmetti. Davacının 18 yıllık kıdemi ve daha önceki benzer bir eyleminin bulunmaması nedeniyle, söz konusu hareketin tek başına güven sarsıcı kabul edilemeyeceği belirtildi. Bölge Adliye Mahkemesi de İş Mahkemesi'nin kararını onadı.
Ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyayı inceledikten sonra yerel mahkemenin kararını bozdu. Yüksek Mahkeme, davacının iş yerinde bulunmayan bir çalışanın kartını okuttuğunun sabit olduğunu belirtti. Kararda, bu tür bir davranışın doğruluk ve bağlılık ilkelerine aykırı olduğu vurgulandı. İş yerinde olmadığı halde çalışmış gibi kartı okutulan işçiye, çalışmadığı süre için haksız yere ücret ödendiği aktarıldı. Bu nedenle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesi gerektiği ve tazminat taleplerinin reddedilmesinin zorunlu olduğu ifade edildi.