Türk basınının önemli isimlerinden merhum gazeteci Uğur Mumcu'nun ailesi, Uğur Mumcu suikastı ile ilgili olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek ile görüşme talebinde bulundu. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Uğur Mumcu ailesinin bu talebini kabul etti.
Yapılan görüşme talebi üzerine Adalet Bakanı Akın Gürlek, Uğur Mumcu'nun ailesi ile 6 Ağustos Perşembe günü bir araya gelecek. Mumcu ailesi, suikastla ilgili devam eden yargı süreci ve adalet taleplerini içeren yazılı bir açıklama yapmış ve Bakan Gürlek'ten randevu istemişti.
Aile tarafından yapılan açıklamada, yargılaması süren bir dosyanın mahkeme dışında hangi gerekçeyle incelendiğinin açıklanması talep edilmişti. Ayrıca, Adalet Bakanı'ndan istenen randevunun gecikmeden verilmesi ve müvekkillerin endişelerinin doğrudan dinlenerek giderilmesi beklentisi dile getirilmişti. Açıklamada ayrıca, İçişleri Bakanlığı'na da seslenilerek, O.D.'in yakalanması için gerekli tüm adımların atılması çağrısında bulunulmuştu.
Açıklamada, Uğur Mumcu'nun 24 Ocak 1993'te Ankara'da uğradığı bombalı suikastın, Türkiye'nin hala bütün yönleriyle aydınlatılmayı bekleyen en ağır siyasal cinayetlerinden biri olduğu belirtildi. Mumcu ailesinin değişmeyen talebinin, cinayetin sadece uygulayıcılarıyla değil; karar veren, azmettiren, yönlendiren, koruyan ve varsa uluslararası bağlantılarıyla birlikte tüm yönleriyle ortaya çıkarılması olduğu vurgulandı. Uğur Mumcu cinayetinin, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetleriyle birlikte Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldüğü ve suçlama konusu eylemlerin Tevhid-Selam/Kudüs Ordusu'nun İran bağlantılı örgütsel yapısı içinde planlanıp işlendiği kabul edildiği hatırlatıldı.
Bu kapsamda Uğur Mumcu cinayeti özelinde, bombayı hazırlayan F.Ö. ile gözcülük yapan N.Y. hakkında mahkumiyet kararı verildiği ve bu kararların Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği ve infaz sürecinin devam ettiği belirtildi. Bombayı Uğur Mumcu'nun aracına yerleştirmekle suçlanan O.D.'in ise yakalanamadığı için dosyasının tefrik edildiği ve Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılamanın derdest olduğu ifade edildi. Bu nedenle Uğur Mumcu davasının, O.D. yönünden devam eden bir yargılama olduğu kaydedildi.
Bu süreçte, O.D.'in yakalanması ve Türkiye'ye iadesinin sağlanması amacıyla Adalet Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunulduğu ve ilgili ülke makamlarıyla gerekli adli yardımlaşma ve iade süreçlerinin işletilmesinin talep edildiği ancak kaçak sanığın yakalanarak yargı önüne çıkarılmasını sağlayacak somut bir ilerleme kaydedilemediği aktarıldı.
Adalet Bakanı'nın, zamanaşımına uğramamış yaklaşık 680 faili meçhul dosyanın incelendiğini ve Uğur Mumcu dosyasının da bu kapsamda ele alındığını açıklaması kamuoyuna yansımıştı. Yargılaması mahkeme önünde sürmekte olan bir dosyanın hangi amaçla, hangi kapsamda ve hangi usulle Bakanlık masasında ayrıca incelemeye alındığı konusunda ailede ciddi bir belirsizlik ve kaygı yarattığı belirtildi. Bu açıklamanın hemen ardından Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan bir haberin bu kaygıyı daha da artırdığı ifade edildi.
Haberde, daha önce de gündeme gelen Mossad iddiasının yeniden ele alındığı ve emekli Hava Pilot Korgeneral Erdoğan Karakuş'un beyanlarına dayanılarak kesinleşmiş yargı kararlarıyla tespit edilmiş sorumlulukların tartışmalı hale getirilmesine elverişli bir kamuoyu oluşturulduğu değerlendirmesi yapıldı. Aile adına yapılan açıklamada, Uğur Mumcu cinayetinin daha geniş biçimde araştırılmasına karşı olunmadığı, ancak bu araştırmanın kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla belirlenmiş sorumlulukları ortadan kaldırmaması, mahkum failleri aklamaması ya da kaçak sanığın yakalanması görevini perdelememesi gerektiği vurgulandı.
Aynı Mossad iddiasının, bombayı hazırladığı kesinleşmiş yargı kararıyla kabul edilen F.Ö. tarafından da yargılamanın yenilenmesi gerekçesi yapıldığı hatırlatıldı. F.Ö. müdafiinin, Erdoğan Karakuş'un açıklamalarını 'yeni delil' sayarak yargılamanın yenilenmesini ve infazın durdurulmasını istediği ancak Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin bu talebi reddettiği belirtildi. İtiraz üzerine dosyayı inceleyen Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin de kesin kararıyla, Erdoğan Karakuş'un soruşturmada görevli olmadığını ve beyanlarının doğrudan bilgi niteliği taşımadığını vurguladığı ifade edildi.