Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), okullarda yazılı sınavların hazırlanması ve değerlendirilmesinde ortak standartlar oluşturmak amacıyla “Ortak Yazılı Sınav Sistemi” (OYSS) uygulamasını başlatıyor. Bu kapsamda ilk sınavlar 11 Kasım'da gerçekleştirilecek.
Uygulamaya, özellikle yabancı okul veli ve öğrencileri tarafından, “Tüm okullar vasatta mı buluşacak?” sorusuyla karşı çıkılıyor. Eğitim uzmanı Alaattin Dinçer, OYSS'nin paydaşlarla yeterince tartışılmadan ve öğretmenlerin bilgilendirilmesi gibi gerekli hazırlıklar tamamlanmadan aceleyle hayata geçirildiği izlenimini verdiğini belirtti. Dinçer, mevcut ölçme ve değerlendirme uygulamalarına gerekçe oluşturan bilimsel çalışmaların ve verilerin anlaşılamadığını ifade ederek, böylesi bir kararın bilimsel temellerle açıkça gerekçelendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Öğretmenlerin Rolü ve Mesleki Özerklik
Dinçer, ölçme ve değerlendirmenin eğitim-öğretim sürecinin ve öğretmenlik mesleki formasyonunun ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Öğretmenlerin kendi dersleri için ölçme araçları hazırlamasını engellemenin, mesleki formasyon ve pedagojik özerklikle çeliştiğini savundu. Sistemin, öğretmenleri sınıfındaki değerlendirme sürecinden soyutlayarak onları yalnızca merkezi soruları dağıtan birer “sınav görevlisine” indirgediğini belirtti. Bu durumun, öğretmenlerin pratiklerinin önemli bir ayağına sekte vurduğunu ekledi. Sınavların, sınıfın sosyoekonomik gerçekliğini, öğrencilerin bilişsel gelişim düzeyini, dersin özgün sürecini ve öğretim programını en iyi bilen öğretmenin pedagojik kararıyla hazırlanıp uygulanması gerektiğini ifade etti.
Nitelik ve Standart Tartışması
Eğitimde niteliğin sınırlandırılmasının doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulayan Dinçer, tam tersine niteliğin bir üst sınırının olmaması gerektiğini söyledi. Bir uygulamanın niteliğini artırmak istendiğinde, iyileştirme yapıldıktan sonra kurumların aynı uygulamayı yapması beklenmediğini, standartları yakalayan ve aşan kurumlara izin verildiğini ve örnek gösterildiğini belirtti. Nitelik artışının bu şekilde sağlandığını dile getirdi. Her kurumun özelliklerine, erişim düzeyine ve standartları sağlayıp sağlamadığına bakılmaksızın aynı talimat doğrultusunda zapturapt altına alınmasıyla niteliğin yükseltilebileceğine dair bilimsel bir veri bulunmadığını kaydetti.
Dinçer, öğretmeni araçsallaştıran, mesleğini etkili yapmasını engelleyen ve okulları standartlara sıkıştıran OYSS sisteminin bilimsel olmadığını belirterek, “Sürecin eşit olmadığı bir durumda ölçmenin standardize edilmesi eşitsizliği yaratır, uçuruma dönüştürür. Bakanlığın eşitlik iddiası büyük bir illüzyondur” dedi.
CİMER'e Yapılan Başvurular
Yabancı özel okulların velileri, karardan dönülmesi talebiyle Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) dilekçeler sundu. Dilekçelerde, yabancı dilde eğitim alan öğrencilerin, henüz öğrenmedikleri veya farklı bir takvimde işleyecekleri konulardan merkezi ortak sınava tabi tutulmalarının pedagojik açıdan gerçekçi olmadığı, bunun telafisi güç mağduriyetlere, yıl sonu başarı ortalamalarının düşmesine ve yükseköğretim olanaklarının zedelenmesine yol açacağı ifade edildi.
Verilen dilekçelerden birinde, öğrencilerin ölçme ve değerlendirme yükümlülüklerinden muaf tutulmasının amaçlanmadığı, ancak fiilen aldıkları eğitime, takip ettikleri öğretim programlarına ve yürürlükteki mevzuata uygun, adil ve pedagojik açıdan sağlıklı bir değerlendirme sisteminin sürdürülmesinin istendiği belirtildi. İlk sınavların hemen öncesinde duyurulan değişiklik nedeniyle doğabilecek akademik mağduriyetlerin önlenmesi amacıyla, fırsat eşitliğini sağlayacak gerekli geçiş süresi, özel uygulama ve koruyucu tedbirlerin belirlenmesi talep edildi.
OYSS Kapsamındaki Dersler ve Soru Yapısı
Bu öğretim yılında OYSS, ortaokul 5, 6 ve 7. sınıflarda Türkçe, matematik, fen bilimleri, sosyal bilgiler, din kültürü ve ahlak bilgisi, İngilizce derslerinde uygulanacak. Liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında ise Türk dili ve edebiyatı, matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya, din kültürü ve ahlak bilgisi, felsefe, İngilizce dersleri OYSS kapsamına alınacak. Sınavlarda öğrencilere ortalama 6-8 adet açık uçlu soru yöneltilecek. Bu sorulardan ikisini öğretmenler hazırlayabilecek ve soru havuzundan çekilecek iki soruyu da değiştirebilecek.