Küresel piyasalar, haftanın ikinci işlem gününde yönünü belirlemeye çalışıyor. ABD'den gelen zayıf istihdam verileri faiz artışı beklentilerini azaltarak hisse senetlerine destek sağlarken, petrol fiyatlarındaki artış enflasyon endişelerini yeniden gündeme getiriyor. Yatırımcıların gözü, çarşamba günü açıklanacak ABD tüketici enflasyonu verisinde olacak.
Asya borsalarında sabah saatlerinde karışık bir seyir izlendi. Japonya'da Nikkei 225 Endeksi, şirket bilançoları ve ABD'deki zayıf istihdam verilerinin Federal Rezerv'in (Fed) faiz artırımlarına ilişkin beklentileri düşürmesiyle yüzde 2'yi aşan bir yükselişle 67 bin puana yaklaştı. Güney Kore'de Kospi endeksi başlangıçta düşüş gösterse de kayıplarını telafi ederek pozitif bölgeye geçti. Asya-Pasifik hisselerini takip eden geniş endeks ise yaklaşık yüzde 0,2 oranında yükseldi. Çin'de Şanghay Bileşik Endeksi yatay seyrederken, Hong Kong vadeli işlemleri negatif bölgede kaldı. Bu durum, Japonya'daki güçlü yükselişin Asya geneline yansımadığını gösteriyor.
Wall Street, pazartesi gününü sınırlı düşüşlerle kapattı. S&P 500 yüzde 0,06, Dow Jones Sanayi Endeksi yüzde 0,11 ve Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 0,32 değer kaybetti. Özellikle teknoloji hisselerindeki satışlar ve petrol fiyatlarındaki hızlı artış, endekslerin rekor seviyelerden geri çekilmesine neden oldu. Yeni güne başlarken ABD vadelileri daha olumlu bir görünüm sergiliyor; S&P 500 vadeli kontratları yaklaşık yüzde 0,15, Nasdaq 100 vadelileri ise yüzde 0,3'ün üzerinde yükseliş gösteriyor. Dow Jones vadelileri ise yataya yakın bir seyir izliyor. Bu tablo, yatırımcıların hisse senetlerinden tamamen uzaklaşmadığını işaret ediyor. Ancak, petrol fiyatlarının yükselmeye devam etmesi ve tahvil faizlerinin yeniden yukarı yönelmesi, Wall Street için önemli riskler barındırıyor. Tahvil getirilerindeki artış, yüksek değerlemelerle işlem gören büyüme ve teknoloji şirketleri üzerindeki baskıyı artırabilir.
Avrupa piyasalarının da büyük bir yön değişikliği olmadan güne başlaması bekleniyor. Almanya DAX vadeli kontratları hafif yükselirken, Fransa CAC 40 vadelilerinde yaklaşık yüzde 0,2'ye yaklaşan bir artış görülüyor. FTSE 100 ve Euro Stoxx 50 vadelileri yataya yakın pozitif bölgede bulunuyor. Avrupa borsaları önceki seansta da karışık bir seyir izlemişti. Enerji fiyatlarındaki yeniden artış, Avrupa ekonomileri için enflasyon ve büyüme dengesini tekrar gündeme taşıyor. Petrol fiyatlarının yüksek kalması durumunda şirketlerin enerji ve ulaştırma maliyetlerinde yaşanabilecek artış endişesi, Avrupa piyasalarındaki yükseliş isteğini sınırlayabilir. Bu nedenle, Avrupa açılışında enerji şirketleri ile ulaştırma, otomotiv ve sanayi hisselerinin performansı yakından takip edilecek.
Küresel piyasalardaki en önemli risk unsuru yeniden petrol olarak öne çıkıyor. ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı'nın tam kapasiteyle yeniden açılması konusundaki temasların çıkmaza girmesiyle Brent petrol 88 doları test etti. ABD tipi ham petrol ise 82 doların üzerine çıktı. Her iki petrol türü de önceki işlem gününde yaklaşık yüzde 5 oranında yükselmişti. Petrol fiyatlarındaki bu artış, birkaç gün önce güçlenen "Hürmüz sorunu çözülüyor" beklentisinin tersine dönmesine neden oldu. Enerji maliyetlerindeki yükseliş, özellikle ABD enflasyonu açısından yakından takip ediliyor. Petrolün yüksek seviyelerde kalması, Fed'in faiz artırımlarını sonlandırması yönündeki beklentileri zayıflatabilir. Bu nedenle piyasalarda aynı anda iki farklı fiyatlama yaşanıyor: Zayıf istihdam verileri faiz artışı ihtimalini azaltırken, yükselen petrol fiyatları Fed'in enflasyonla mücadelesini zorlaştırıyor.
Petrol fiyatlarındaki artışın enflasyon endişelerini yeniden canlandırması tahvil piyasasına da yansıdı. ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,70'in üzerine çıkarken, iki yıllık tahvil getirisi de yükseldi. Uzun vadeli faizlerdeki hareket, yatırımcıların enflasyon riskini tamamen geride bırakmadığını gösteriyor. Dolar, sekiz haftanın en düşük seviyelerinden toparlanma gösterdi. Özellikle Japon yenindeki zayıflık dolara destek verirken, dolar/yen kuru yeniden 159 seviyelerine yaklaştı. Japon para birimindeki sert hareketler, yeni bir döviz müdahalesi ihtimalini de piyasaların gündeminde tutuyor. Altın ise jeopolitik riskler ve güvenli liman talebinin desteğiyle yeniden güç kazandı. Altının ons fiyatı 4.400 doların üzerinde tutunurken, petrol, dolar ve tahvil faizlerindeki hareketler değerli metal açısından birbirine zıt sinyaller üretmeye devam ediyor.