ABD'de değişen siyasi atmosfer, Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programına dönüş ihtimalini yeniden gündeme getirdi. S-400 hava savunma sistemi alımı nedeniyle askıya alınan programda, ABD yönetiminin yaptırımları esnetme yönündeki işaretleri ve ABD Başkanı Donald Trump'ın müttefiklere silah satışına müdahale edilmesine karşı çıkan açıklamaları, Amerikan hangarlarında bekleyen altı adet F-35 jetinin Türkiye'ye teslim edilme olasılığını artırdı.
Milli Savunma Bakanlığı'nın S-400 sistemlerinin Birleşik Arap Emirlikleri'ne devri konusunda yürüttüğü görüşmeler, hem CAATSA yaptırımlarının aşılması hem de Rusya ile diplomatik bağların korunması açısından stratejik bir önem taşıyor. Türk polimer bilimci Ergün Kırlıkovalı, sürecin işleyişi hakkında yaptığı değerlendirmede, jetlerin iadesi için öncelikle yaptırımların kaldırıldığının Kongre'ye bildirilmesi ve Türkiye'nin ortaklık anlaşmasına yeniden dahil edilmesi gerektiğini belirtti. Hukuki zeminin oluşturulmasının ardından, Türkiye'nin dondurulan 1.4 milyar dolarlık hakkı ile uçakların yedi yıllık hangar ve bakım masrafları gündeme gelecek. Ankara'nın, ABD Hazine'sinde tutulan parasından doğan faiz gelirini kullanarak bu tutarı bakım maliyetlerinden düşürme talebinde bulunma hakkı bulunuyor.
F-35'ler, saniyede gigabaytlarca veri işleyen gelişmiş sistemlere sahip savaş uçaklarıdır. Bu nedenle, Türk Hava Kuvvetleri'nin siber altyapısının, jetlerin küresel operasyonel ağı olan ALIS veya yeni planlanan ODİN sistemlerine bağlanabilmesi için Pentagon tarafından detaylı bir denetimden geçirilmesi ve akredite edilmesi gerekmektedir. Dijital güvenlik onayının alınması, uçakların teslimatı ve operasyonel kullanımı için ön koşuld olarak görülüyor.
Luke Hava Üssü'nde koruyucu sıvılarla muhafaza edilen altı adet F-35 uçağının uçuşa hazır hale getirilmesi, kapsamlı bir mühendislik çalışması gerektiriyor. Jetlerin hidrolik hatları yenilenecek, kauçuk contalar test edilecek ve boyadaki deformasyonlar onarılacak. Teknolojik gelişmeler nedeniyle uçakların elektronik donanımları güncellenerek en yeni TR-3 uçuş yazılımlarıyla modernize edilecek. Uzmanlar, bu sürecin 6 ila 12 ay sürebileceğini ve Türk pilotlarının da kapsamlı bir eğitimden geçmesi gerekeceğini belirtiyor.
Türkiye'nin F-35 programına dönme ihtimali, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz'deki güç dengeleri açısından ilgili ülkeleri harekete geçirdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Yunanistan destekçileri ve Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), Türkiye'ye jet teslim edilmemesi için Washington'da yoğun bir lobi faaliyeti yürütüyor. İsrail yanlısı kurumlar, F-35 kodlarının sızdırılabileceği yönündeki güvenlik iddialarıyla satışı engellemeye çalışıyor. Türkiye'nin programdan çıkarılmasıyla TUSAŞ, Alp Havacılık ve AYESAŞ gibi şirketlerin üretim payları başka ülkelere devredilmiş olsa da, Roketsan ve Aselsan imzalı yerli mühimmatların (SOM-J) F-35'lere entegrasyonu gibi yeni stratejik fırsatlar Ankara için ortaya çıkabilir. Savunma uzmanları, beşinci nesil jetlerin filoya katılmasının yerli savaş uçağı KAAN projesini olumsuz etkilemeyeceğini, aksine Türk Hava Kuvvetleri'nin ağ merkezli operasyon ve sensör füzyonu tecrübesiyle KAAN'ın gelişimini destekleyeceğini vurguluyor.