Büyük Taarruz, 26 Ağustos'ta başlayan topçu atışlarıyla start alarak 30 Ağustos'ta zaferle taçlandı. Sadece iki günde Yunan cephesini yarıp geçen taarruzun ardından, 28 Ağustos'ta düşmandan temizlenen Afyon'a taşınan karargâhta ölümcül darbe planları yapıldı ve uygulamaya konuldu.
29 Ağustos'ta düşman ordusuyla yoğun çatışmalar yaşanırken, teknik yetersizlikler nedeniyle kesin sonuç sabahın ilk saatlerine kadar netleşmedi. Zafer öncesinde Mustafa Kemal Paşa, İsmet ve Fevzi Paşa'yı kritik bir toplantıya çağırdı. Bu toplantıda, Mustafa Kemal Paşa'nın "Türk'ün hakiki kurtuluş güneşinin doğacağı" olarak nitelendirdiği an yaşandı.
Sabah 06.30 sularında Batı Orduları Komutanı İsmet Paşa, birliklerine "Düşmanı çembere al ve imha et" emrini verdi. Emirde, "Orduların vazifesi, Aslıhanlar Meydan Muharebesi’nin her iki ordunun bütün kuvvetleriyle sonuçlandırılmak; Dumlupınar’ın tamamen kesilmesi ve İzmir istikametinde takibin kesintisiz devamı ile kurtulan düşmanın imhası için harekâtı devam ettirmek" ifadeleri yer aldı. Türk birlikleri batıya doğru 15-20 km kaydırılarak saat 17.00 sularında "imha taarruzu" başlatıldı.
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, saat 18.30'da Zafertepe'den 9. Alay aracılığıyla 5. Kafkas Tümeni'ne, süngü hücumu ile düşmanı atmaları ve Adatepe'yi ele geçirmeleri yönünde emir gönderdi. Saat 23.30'da 126. Alay, bomba ve süngü hücumuyla Yunanları son mevzilerinden de çıkardı. 30 Ağustos'ta büyük ölçüde çember altına alınan ve binlerce ölü ve yaralı bırakan Yunan ordusunun bir kısmı kaçmayı başarsa da, başarılı takip harekâtıyla önemli bir kısmı imha edildi veya esir alındı.
Tarihçi Prof. Dr. Mehmet Emin Elmacı, Başkumandanlık Meydan Muharebesi'nin, Türk ordusunun milletle el ele kazandığı büyük bir bağımsızlık zaferi olduğunu belirtti. Elmacı, Atatürk'ün bu zafer öncesi barışa bir kez daha şans verdiğini anımsatarak, "Temmuz başında arkadaşı Fethi Bey’i Avrupa’ya, İtalya, Fransa ve İngiltere’ye göndermiş ve ondan gelecek haberleri beklemeye başlamıştı. Özellikle Londra’dan gelen isteksiz tavırlar, Mustafa Kemal Paşa’yı Büyük Taarruz’a mecbur bırakmıştı" dedi.
30 Ağustos'un, "Güneşin Batmadığı İmparatorluk" İngiltere'nin de yenilebileceğini gösteren bir zafer olduğunu belirten Elmacı, "30 Ağustos aynı zamanda 'yeni Türk devletini kuran' zafer olarak tarihe geçti" diye konuştu. Elmacı, Başkumandanlık Meydan Muharebesi'nin sadece askeri bir zafer olmadığını vurgulayarak, "Bu zafer, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu felsefesinin, iç dinamiklerinin ve dış politikasındaki temel ilkelerinin hukuki, siyasi ve ideolojik anlamda dayanağı olmuştur. Bu anlamda önemli bir dönüm noktasıdır" tespitinde bulundu.
Büyük Taarruz'un, İstanbul'un veya hanedanın değil, doğrudan halkın oluşturduğu TBMM'nin zaferi olduğunu belirten Elmacı, zaferin siyasal meşruiyetin İstanbul'dan, saltanattan alınıp halka verilmesini kolaylaştırdığını ifade etti. Elmacı, "30 Ağustos'ta zaferin kazanılması saltanatın kaldırılması ve cumhuriyetin ilanı için de gerekli olan ideolojik ve siyasi gücü Atatürk’e sağlamıştır" değerlendirmesini yaptı.
Tarihçi Prof. Dr. Mehmet Emin Elmacı, zaferin en önemli kazanımının Sevr Antlaşması ile Doğu'yu paylaşmayı hedefleyen ve Türkleri Anadolu'dan atmayı planlayan Batılı emperyalist güçlerin sistemini çökertmesi olduğunu söyledi. Elmacı, "Zaferin kazanılması bu nedenle İstanbul başta olmak üzere ülke genelinde coşkuyla kutlanmış, bunun yanında özellikle Doğu'daki dünya ülkelerinde de ilgiyle karşılanmıştı. Onların gözünden Güneşin Batmadığı İmparatorluk olan İngiltere’nin yani emperyalizmin yenilgisiydi bu zafer. Türk ordusunun kazandığı bu zafer nitekim daha sonra bu mazlum milletlerin emperyalizmine de örnek olacaktır" ifadelerini kullandı.