ABD ile İran arasındaki diplomatik görüşmeler sürerken, bölgedeki tansiyon karşılıklı saldırılarla yükseliyor. Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın eylemlerine karşılık olarak Hürmüz Boğazı'ndaki Keşm Adası ve Goruk bölgesindeki füze rampalarının vurulduğunu açıkladı.
İran, bu saldırılara hızla yanıt verdi. İran ordusu, Kuveyt'teki ABD üslerine füze ve insansız hava araçlarıyla saldırı düzenledi. Kuveyt makamları, hava savunma sistemlerinin müdahale ettiğini ve ülke genelinde sirenlerin çaldığını bildirdi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile yürütülen müzakerelerin henüz sonuçlanmadığını belirtti. Nihai bir anlaşmaya varılmadan kesin değerlendirme yapmanın doğru olmayacağını vurgulayan Arakçi, medyada yer alan iddiaların resmiyet kazanana kadar spekülasyon olduğunu söyledi.
İran Meclisi ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran halkının haklarının güvence altına alınmadığı hiçbir anlaşmanın kabul edilmeyeceğini ifade etti. Kalibaf, ülkesine yönelik ekonomik baskıların ve propaganda faaliyetlerinin milli birliği hedef aldığını savundu ve mücadelenin farklı alanlarda sürdüğünü belirtti.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Muhammed Ekberzade, ABD'nin bölgedeki politikalarının başarısız olduğunu iddia etti. Ekberzade, İran'ın Hürmüz Boğazı konusundaki tutumundan geri adım atmayacağını ve İran füzelerinin Körfez'deki ABD üslerini menzilinde tuttuğunu öne sürdü.
ABD basınındaki haberlere göre, Başkan Donald Trump'ın İran ile müzakere edilen anlaşma taslağında değişiklik talep ettiği iddia edildi. İddialara göre Trump, özellikle İran'ın nükleer faaliyetleri ve zenginleştirilmiş uranyum stokları konularında daha sert düzenlemeler istedi.
CENTCOM açıklamasında, İran'a yönelik deniz ablukası kapsamında şimdiye kadar 118 ticari geminin rotasının değiştirildiği ve 5 geminin devre dışı bırakıldığı belirtildi. ABD'nin Nisan 2026'dan bu yana İran limanlarına deniz ablukası uyguladığı kaydedildi.
Pakistan'ın arabuluculuğunda devam eden müzakereler sürerken, sahadaki askeri hareketlilik ve diplomatik görüşmeler bölgenin geleceği açısından büyük önem taşıyor.