🇺🇸 USD 45,61₺ ▲0.05%
🇪🇺 EUR 53,16₺ ▼0.03%
🥇 ALTIN 6.674₺ ▲0.52%
BTC 3,56M₺ ▲1.53%
21 Mayıs 2026, Perşembe |
Gündem

Türkiye'de Sel ve Taşkınlar: İklim Değişikliği ve Yönetim Sorunları Gündemde

21 Mayıs 2026, 04:00 Editör
Paylaş:
Türkiye'de Sel ve Taşkınlar: İklim Değişikliği ve Yönetim Sorunları Gündemde

Türkiye, 2025 kuraklığının ardından 2026'da sel ve taşkınlarla mücadele ediyor. Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, iklim değişikliğine hazırlıksız olduğumuzu ve 'sünger kent' yaklaşımına dönülmesi gerektiğini belirtti. Yetki karmaşası ve plansız kentleşme sorunları öne çıkıyor.

Türkiye, 2025 yılında yaşadığı kuraklığın ardından 2026'da aşırı yağışlarla mücadele ediyor. Ülkenin birçok ilinde meydana gelen sel ve taşkınlar, vatandaşların tahliye edilmesine neden oldu. Özellikle Adana, Samsun ve Tokat'ta yaşanan olaylarda, Tokat'ta 15 mahalle ve 7 köy tedbir amaçlı boşaltıldı.

Felaketlerin nedenleri ve olası ihmaller, kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, Cumhuriyet gazetesine yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin iklim değişikliğine yeterince hazır olmadığını belirtti. Yıldız, aşırı yağışların iklim değişikliğinin bir sonucu olduğunu vurgulayarak, bilim insanlarının bu tür meteorolojik olayların şiddetinin ve sıklığının artacağı yönündeki uyarılarını hatırlattı.

Yıldız, şehir sellerinin önlenmesi için yağışın toprağa daha fazla sızmasını sağlayacak tedbirlerin alınması gerektiğini ifade etti. Yeşil alanların su emme kapasitesine dikkat çeken Yıldız, göletler ve parklardan oluşan 'sünger kent' yaklaşımına dönülmesinin önemini vurguladı. Ayrıca, fazla yağışın olduğu dönemlerde 'Yeraltısuyu Besleme Projeleri'nin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.

Plansız ve çarpık kentleşmenin durdurulması gerektiğini belirten Yıldız, kent yüzeylerinin daha az betonla kaplanarak geçirgenliğinin artırılmasını önerdi. Şehirlerin yağmur suyu toplama ve uzaklaştırma sistemlerinin atıksu sistemlerinden ayrı olarak inşa edilmesi gerektiğini de ekledi. Yıldız, nehir havzalarında taşkın yönetim planları ve illerde afet risk azaltma planları olmasına rağmen, su yönetimindeki çok parçalı yapı ve koordinasyon eksikliğinin planların etkin uygulanmasını engellediğini dile getirdi.

Kamu kurumlarının sorumluluklarına da değinen Yıldız, belediyeler, il özel idareleri, su ve kanalizasyon idareleri ve DSİ bölge müdürlükleri gibi kurumların yetkili olduğunu ancak görev ve yetki karmaşası nedeniyle uygulamalarda gecikmeler yaşanabildiğini belirtti. Yeni su yasası taslağında bu konuya dair maddeler bulunsa da, havza ölçeğinde etkin bir yetkili kurumun tanımlanmamış olmasının, mevcut çok başlı yapıyı sürdüreceğini ve sorunların devam etmesine yol açacağını ifade etti.

Yorumlar (0)

Henuz yorum yapilmamis. Ilk yorumu siz yapin!