🇺🇸 USD 45,43₺ ▲0.21%
🇪🇺 EUR 53,34₺ ▲0.13%
🥇 ALTIN 6.858₺ ▼0.03%
BTC 3,62M₺ ▼1.56%
14 Mayıs 2026, Perşembe |
Gündem

Tarımın Garantisi: Çiftçi Olmalı

14 Mayıs 2026, 08:25 Editör
Paylaş:
Tarımın Garantisi: Çiftçi Olmalı

Küresel gıda krizi endişeleriyle tarımsal üretimin stratejik önem kazandığı bir dönemde, çiftçinin rolü öne çıkıyor. Uzmanlar, çiftçiyi tarımın merkezine koyacak kamucu politikaların ve desteklerin zorunlu olduğunu vurguluyor.

Gıda krizi endişelerinin arttığı küresel ortamda tarımsal üretim stratejik bir önem kazanmaktadır. Bu üretimin merkezinde ise çiftçi yer almaktadır. Muğla Planlama Ajansı (MUPA) Başkanı Tansu Özcan, tarımın gücünün toprakta değil, toprağı işleyen insanda olduğunu vurgulamıştır. Özcan, “Çiftçi varsa üretim vardır, üretim varsa hayat devam eder. Kalp durduğunda bedenin yaşamını sürdüremeyeceği gibi, üreticinin güç kaybettiği bir tarım sistemi de sürdürülebilirliğini koruyamaz” ifadelerini kullanmıştır.

Özcan, çiftçinin önemini, tarımın ayakta kalmasını sağlayan köklere benzetmiştir. İklim koşulları, kuraklık, artan maliyetler ve su baskısı gibi zorluklara rağmen çiftçilerin üretmeye devam ettiğini belirtmiştir. TÜİK verilerine göre tahıl üretiminde yüzde 12.3, meyve üretiminde yüzde 30.9 ve zeytin üretiminde yüzde 34.7 düşüş yaşandığına dikkat çekmiştir. Bu zorlu tabloya rağmen üretmeye devam eden çiftçilerin, toplum için büyük bir sorumluluk üstlendiğini ifade etmiştir.

Özcan, çiftçinin tarımın merkezine konulması gerektiğini savunmuştur. Üreticiyi destekleyen, suyu ve toprağı koruyan, teknolojiye erişimi artıran ve gençleri kırsalda kalmaya teşvik eden politikaların önemini vurgulamıştır. Çiftçiye sahip çıkmanın, yalnızca tarıma değil, ülkenin geleceğine sahip çıkmak anlamına geldiğini belirtmiştir.

Çukurova Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Burak Öztornacı, tarımın ulusal güvenlik ve toplumsal refahın omurgası olduğunu hatırlatmıştır. Modern gıda rejiminin tarımı ticari bir faaliyet olarak kodlama eğiliminde olduğunu ancak gelinen noktada tarıma “kamucu” bir yaklaşımın zorunluluk olduğunu belirtmiştir. Piyasa mekanizmalarının yetersiz kaldığını ve ekolojik dengeyi korumak adına kamusal müdahalenin merkezi bir rol oynaması gerektiğini ifade etmiştir.

Öztornacı, gıda enflasyonunun en ağır bedelini çiftçilerin ödediğini tespit etmiştir. Çiftçiliğin, artan yaş ortalaması ve genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasıyla ciddi bir kuşak kriziyle karşı karşıya olduğunu vurgulamıştır. Çiftçinin üretimden vazgeçmesinin, yerel bilginin ve biyolojik çeşitliliğin yok olması anlamına geldiğini belirtmiştir.

Mevcut sistemin, tarımsal üretim süreçlerindeki risklerin tamamını çiftçinin omuzlarına yüklediğini ve üreticiyi borç sarmalına ittiğini söylemiştir. Öztornacı, kamucu bir yaklaşımın çiftçiyi ekosistemin koruyucusu ve gıda arzının garantörü olarak konumlandırması gerektiğini belirtmiştir. Küçük üreticiyi korumak, kooperatifleşmeyi teşvik etmek ve girdi maliyetlerini sübvanse edecek devlet destekli bir üretim planlamasının zorunlu olduğunu ifade etmiştir. Dijital dönüşümün ancak kamu eliyle yönetilen bir altyapı desteğiyle köylere kadar ulaşabileceğini eklemiştir.

Devletin, piyasayı düzenleyici ve denetleyici rolünü aktif hale getirerek, çiftçinin emeğinin karşılığını hasat öncesinde öngörebildiği bir sistem inşa etmesinin elzem olduğunu söylemiştir. Bu durumun, sadece çiftçiye bir teşekkür değil, aynı zamanda gelecek nesillerin sağlıklı gıdaya erişim hakkını güvence altına alma sözü olduğunu belirtmiştir.

Yorumlar (0)

Henuz yorum yapilmamis. Ilk yorumu siz yapin!