Ortadoğu ve Körfez bölgesinde savunma dengeleri önemli bir değişim sürecine girdi. 2026 yılındaki ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmalar, bölge ülkelerine güvenlik konusunda yalnızca Washington'a güvenmenin risklerini açıkça gösterdi. Milyonlarca dolarlık Amerikan Patriot füzelerinin, maliyeti düşük İran yapımı kamikaze dronlara karşı etkisiz kalması, Körfez ülkelerini endişelendirdi.
Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin mühimmat stoklarının tükenme noktasına gelmesi ve ABD Kongresi'nin yavaş işleyen bürokrasisi, acil ihtiyaçların karşılanmasını geciktirdi. Bu durum karşısında, hızlı teslimat ve otonom sistem çözümleri sunan Türkiye, bölgedeki savunma ihtiyacını karşılayan önemli bir alternatif olarak öne çıkmaya başladı.
Suudi Arabistan, ABD'ye olan askeri bağımlılığını azaltma yönünde somut adımlar attı. 2023'te imzalanan ve 2025-2026 döneminde teslimatları devam eden 60 adet Baykar Akıncı TİHA sözleşmesi, Türkiye'nin savunma sanayisi tarihindeki en büyük tek seferlik ihracatı olarak kayıtlara geçti. Suudi ordusu ayrıca, dron tehditlerine karşı ASELSAN tasarımı KORKUT 100/25 hava savunma sistemlerini tercih etti. Riyad yönetimi, ABD'nin siyasi manevraları ve İsrail'in itirazları nedeniyle F-35 programındaki belirsizlikler karşısında, Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı KAAN projesine ortak olma fikrine de sıcak bakıyor.
Körfez'in kuzeyinde de benzer bir eğilim gözlemleniyor. Daha önce TB2 filosunu envanterine katan Kuveyt, 2026'daki SAHA EXPO fuarında Türk savunma şirketleriyle yeni tedarik protokolleri imzaladı. Kuveyt ordusu, özellikle alçak ve orta irtifa hava savunması için tasarlanan HİSAR hava savunma sistemlerini acil olarak tedarik etmek istiyor. Türkiye'nin bölgedeki müttefiki Katar ise İran kaynaklı güvenlik endişeleri nedeniyle hava sahasını güvence altına almak amacıyla KORKUT bataryaları için sözleşme imzaladı. Katar ordusu ayrıca Türk üretimi Kirpi ve Amazon zırhlılarının yanı sıra insansız deniz sistemlerinin de önemli alıcılarından biri konumunda.
Türkiye'nin savunma alanındaki diplomatik hamleleri, Irak'a da uzanıyor. Irak ordusu, muhtemelen KORKUT olacağı değerlendirilen 20 adet yeni hava savunma sisteminin alımını tamamlama aşamasında. Halihazırda TUSAŞ üretimi ATAK helikopterleri ve Bayraktar TB2 kullanan Bağdat yönetimi ile ASFAT aracılığıyla Irak içinde doğrudan top mühimmatı üretecek bir fabrika kurulması kararlaştırıldı. Ankara'nın bu adımla, Körfez'i Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayacak Kalkınma Yolu Projesi'nin güvenliğini kendi teknolojisiyle sağlaması hedefleniyor.
Bölge ülkelerinin ABD Kongresi'ni beklemek yerine Türkiye ile iş birliği yapmasının ardında, sadece teslimat hızı değil, karşılıklı fayda prensibi de yatıyor. Washington'un silah satışlarını siyasi baskılara bağlamasına karşın, Türkiye Körfez ülkelerine yerelleştirme ve teknoloji geliştirme vizyonu sunuyor. Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda kendi bağımsız savunma ekosistemini kurma isteği, Ankara'nın esnek anlaşma modeliyle örtüşüyor. Körfez emirlikleri, yazılım güncellemeleri için yüksek bedeller talep eden Amerikan firmaları yerine, bilgi paylaşımına açık Türk iş birliğini daha avantajlı buluyor.
Türkiye'nin bölgedeki etkisi artarken, ABD Körfez'deki en büyük askeri tedarikçi konumunu niceliksel olarak koruyor. Washington'un 2026 yılı başında Suudi Arabistan'a onayladığı 9 milyar dolarlık yeni Patriot satışı bunun bir göstergesi. Körfez ülkeleri, atmosfer dışı balistik füzelere karşı yüksek irtifa savunmasında halen Amerikan sistemlerine ihtiyaç duyuyor. Türkiye'nin uzun menzilli SİPER füze sistemi ilerlemesine rağmen, analistlere göre bu tehditleri tam kapasiteyle karşılaması zaman alacak. Ancak Suudi Arabistan, Katar, Mısır ve Pakistan'ın yer aldığı bu yeni dengeleyici eksen, savunma yeteneklerini birleştirerek ABD-İsrail hegemonyasına karşı bağımsız bir güvenlik duvarı örmeye başlamış durumda.