İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Knesset'in (İsrail Parlamentosu) feshedilmesine yönelik ön okumada yapılan oylamanın ardından baskı altına girdi. Meclisteki 120 milletvekilinden 110'u, erken genel seçimlere yol açabilecek yasa tasarısını kabul edilebilir buldu. Tasarının yürürlüğe girmesi için komisyonda görüşülüp üç oturumda daha onaylanması gerekiyor.
Yasa tasarısının kabul edilmesi halinde, 27 Ekim'de yapılması planlanan bir sonraki seçimlerin 90 gün içinde yapılması otomatik olarak gerçekleşecek. Bu süreç, Netanyahu'nun koalisyon ortakları, özellikle ultra-Ortodoks partilerin desteğini yeniden kazanmasını gerektiriyor. Bu partiler, dini okullarda (yeshiva) eğitim gören gençlerin askerlik yükümlülüklerinden muaf tutulmasına ilişkin yasanın henüz çıkarılmamasından duydukları memnuniyetsizliği dile getiriyor.
Muhalefet partileri, mevcut siyasi çalkantıdan faydalanarak Knesset'in feshi yönünde girişimlerde bulunurken, Netanyahu'nun kampı da seçim takvimi üzerindeki kontrolü yeniden ele almak amacıyla kendi yasa tasarısını sundu. Analistler, Netanyahu'nun tabanı arasında popüler olmayan bu muafiyet yasasını geçirmeye çalıştığını belirtiyor. Yasa tasarısının kabul edilmesi durumunda, erken seçimlerin ertelenmesi veya askıya alınması ihtimali de bulunuyor.
76 yaşındaki Başbakan Netanyahu, yolsuzluk davası ve olası bir başkanlık affı beklentisiyle uzun bir süre daha görevde kalmayı hedefliyor. Kamuoyu yoklamalarında avantajlı görünse de, 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısına yol açan güvenlik zafiyetinden dolayı İsraillilerin çoğunluğu tarafından sorumlu tutuluyor.
Muhalefet lideri Yair Lapid, erken seçimlerin başladığını belirterek, seçimin umut ile korku, görevini yapanlar ile kaçınanlar, dürüstlük ile yolsuzluk ve sorumluluk alanlar ile suçu başkalarına atanlar arasında bir tercih olacağını söyledi. Eski Başbakan Naftali Bennett de Netanyahu'ya görevinden ayrılması çağrısında bulundu.
Mayıs ortasında yayınlanan son kamuoyu yoklamalarına göre, Likud partisinin oyların kısa bir farkla önde olduğu görülüyor. Ancak seçmenlerin dağılımı nedeniyle hiçbir partinin tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşması beklenmiyor.