Göç ve Gümrük Muhafaza (ICE) tarafından gözaltına alınan B.R.G.'un Nisan 2025'te intihar ederek hayatını kaybetmesi, gözaltındaki kişiler arasında intihar vakalarında endişe verici bir artışın yaşandığını ortaya koydu. Bu durum, kamu sağlığı yetkilileri ve cezaevi uzmanları tarafından yakından takip ediliyor.
AP'nin (Associated Press) yaptığı incelemeye göre, Donald Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana en az 10 gözaltındaki kişinin intihar ederek yaşamını yitirdiği belirlendi. Bu oran, gözaltındaki kişi sayısındaki artışın çok ötesinde bir hızla gerçekleşiyor. Özellikle bu mali yılın başından bu yana yedi ölümün intihar olarak sınıflandırılması, kurumun tarihinin en yüksek intihar ölüm sayısı olarak kayıtlara geçti.
İstatistiklere göre, bu ölümlerin dokuzu ABD'ye farklı ülkelerden gelen Hispanik erkeklere ait. Bir kişi ise Çin vatandaşıydı. Hayatını kaybedenlerin ortalama yaşı 32 olarak belirlendi. Trump'ın sınır dışı edilme süreciyle karşı karşıya kalanları "en kötünün en kötüsü" olarak tanımlamasına rağmen, ölen 10 kişiden yedisinin ABD'de şiddet suçu kaydı bulunmadığı anlaşıldı.
Bu intihar vakaları, Ocak 2025'ten bu yana ICE gözetiminde meydana gelen 51 ölümün yaklaşık beşte birini oluşturuyor. Bu ölümlerin çoğunluğunun doğal nedenlerden kaynaklandığı ve zamanında tıbbi müdahale ile önlenebileceği belirtiliyor.
ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) yetkililerinden Lauren Bis, ICE gözetimindeki intihar ölümlerinin hala "son derece nadir" olduğunu ifade etti. Bis, gözaltı personelinin kendine zarar verme belirtileri gösteren kişileri korumak için protokollere uyduğunu ve ICE'nin yıllık intihar önleme eğitimi gerektirdiğini söyledi. Ayrıca, gözaltındaki kişilere ruh sağlığı hizmetleri de dahil olmak üzere kapsamlı sağlık hizmeti sunulduğunu belirtti.
Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, AP'nin araştırmasına tepki göstererek, ülkenin dışişleri bakanlığının Garzon'un ölümüyle ilgili resmi bir protesto sunması gerektiğini ve ABD hükümetinin "göç politikasının Amerikalıları ve Latin Amerikalıları nasıl öldürdüğü" üzerine düşünmesi gerektiğini belirtti.
Uzmanlar, gözaltı merkezlerinin iyi yönetilmesi durumunda intihar vakalarının çok az olması gerektiğini vurguluyor. Personelin risk altındaki kişileri belirleyerek, onlara bakım sağlayarak ve yakından izleyerek gözaltındaki kişilerin kendilerine zarar verme olasılığını azaltabileceği ifade ediliyor.
Ancak AP'nin araştırması, ICE gözaltı merkezlerinin kendi standartlarını ihlal eden şekillerde defalarca yetersiz kaldığını ortaya koydu. 10 intihar vakasının incelenmesi sonucunda, erkeklerin ICE'nin gözaltı ağı boyunca, özel yükleniciler tarafından uzun süredir işletilen merkezlerde ve yakın zamanda ICE ortağı olan ilçe cezaevlerinde hayatlarını kaybettikleri anlaşıldı. AP, tesislerdeki personelin sıkıntı belirtilerini göz ardı ettiğini, ruh sağlığı tedavisini geciktirdiğini ve risk altındaki gözaltındaki kişileri yeterince izlemediğini tespit etti. Ayrıca, AP'nin ICE denetim raporları ve ölüm kayıtları incelemesine göre, intihar için kullanılabilecek malzemelere erişimlerine izin verildiği de belirtildi.
Bazı durumlarda, uzmanlara göre aşağılanma ve çaresizlik duygularını artırabilen izolasyonda sıkıntılı gözaltındaki kişilerin tutulduğu ifade edildi. ICE, gözaltına alınanları varışlarından sonraki 12 saat içinde tıbbi, diş ve ruh sağlığı koşulları açısından taradığını defalarca belirtmişti. Ancak ICE denetim raporları ve cezaevi kayıtlarına göre, ICE gözaltındaki kişilerin intihar ettiği dokuz tesisten en az üçünün bu standardı karşılamakta zorlandığı anlaşıldı.
New York Şehri cezaevlerinin eski baş tıbbi görevlisi ve daha önce ICE ile gözaltındaki ölümleri önleme konusunda danışmanlık yapan Dr. Homer Venters, intihar oranlarındaki artışı "korkutucu" olarak nitelendirdi. Venters, bu artışın "sistemin işleyişindeki başarısızlıkları ve özellikle gözaltına alınmanın ilk aşamalarındaki başarısızlıkları yansıttığını, böylece insanların yeterince değerlendirilmediğini" belirtti.