Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DKC) devam eden Ebola salgınına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, salgının resmi olarak duyurulduğu Mayıs ayından çok daha önce, Ocak ayında başlamış olabileceği uyarısında bulundu. Bu durumun, virüsün mücadele ekiplerine karşı önemli bir zaman avantajı elde etmesine neden olduğu belirtildi.
Ghebreyesus, ilk resmi vakanın 24 Nisan'da bir hemşirede tespit edildiğini ancak salgının başlangıcının Ocak, Şubat veya Mart aylarına kadar uzanabileceğini ifade etti. Şu anki önceliğin, virüsün yayılımını durdurmak olduğunu vurgulayan Ghebreyesus, Bundibugyo suşunun neden olduğu bu salgının şu ana kadar DKC'de 60, komşu ülke Uganda'da ise 1 kişinin hayatına mal olduğunu belirtti.
Salgınla mücadele çalışmaları, uluslararası engeller ve yerel halkın direnci nedeniyle sekteye uğruyor. DSÖ Genel Direktörü, özellikle Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerin uyguladığı genel seyahat kısıtlamalarının kaldırılması çağrısında bulundu. Bu tür yasakların tedarik zincirlerini bozduğunu ve insani yardımların bölgeye ulaşmasını zorlaştırdığını söyledi. Bölgedeki güvenlik sorunları ve göç hareketleri nedeniyle, virüsle temas eden kişilerin takibi sadece yüzde 45 oranında yapılabiliyor. Uzmanlar, salgının kontrol altına alınabilmesi için bu oranının acilen yüzde 90'ın üzerine çıkarılması gerektiğini belirtiyor.
Mevcut Ebola dalgasına neden olan Bundibugyo suşu için henüz geliştirilmiş bir aşı veya spesifik bir tedavi yöntemi bulunmuyor. Ancak sağlık yetkilileri, erken teşhisin hayat kurtarıcı olduğunu vurguluyor. Kongo'da 6, Uganda'da ise 2 kişinin hastalıktan tamamen kurtulması, semptom gösteren hastaların zamanında sağlık kuruluşlarına başvurması halinde hayatta kalma şansının yüksek olduğunu gösteriyor. Mücadeleyi hızlandırmak amacıyla, en çok etkilenen Ituri eyaleti başta olmak üzere çevre il ve ülkelerde laboratuvar ve tanı kapasitesinin artırılmasına öncelik veriliyor. Birleşik Krallık ise gelişmekte olan bulaşıcı hastalık krizlerine karşı uzmanların hızlı analiz ve kanıt sunabileceği çoklu risk araştırma ağını devreye sokarak küresel mücadeleye destek verdi.