Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Kuzey Kore'ye iki günlük bir ziyaret gerçekleştirmek üzere Pazartesi günü Pyongyang'a hareket etti. Bu ziyaret, Xi'nin yaklaşık yedi yıl aradan sonra Kuzey Kore'ye yapacağı ilk resmi temas olma özelliğini taşıyor.
Ziyaretin ana gündem maddelerinden birinin, iki ülke arasındaki ilişkilerin canlandırılması olduğu belirtiliyor. Çin, Kuzey Kore'nin tek resmi ittifak ülkesi olmasına rağmen, son yıllarda COVID-19 pandemisi sırasındaki ticaretin durma noktasına gelmesi ve Pyongyang'ın Rusya ile artan yakınlığı nedeniyle ilişkilerde gerginlikler yaşanmıştı.
Xi Jinping'in ziyareti, Çin ve Kuzey Kore arasında imzalanan dostluk ve karşılıklı yardım anlaşmasının 65. yıl dönümü öncesine denk geliyor. Bu anlaşma, Çin'in başka bir ülkeyle yaptığı tek savunma anlaşması olma önemini koruyor.
1950'lerin başındaki Kore Savaşı'nda Çin ve Kuzey Kore askerleri birlikte savaşmıştı. Ancak son dönemde Kuzey Kore ve Rusya arasında daha yakın askeri işbirliği gözlemleniyor. Kuzey Kore'nin, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşına 10.000'den fazla asker gönderdiği ve Moskova ile Pyongyang'ın 2024'te karşılıklı savunma paktı imzaladığı biliniyor.
Asya Derneği kıdemli üyesi John Delury, Kuzey Kore propagandasında Rusya ile kurulan bağların övüldüğünü, ancak Çin ile olan bağların daha çok nostaljik bir nitelik taşıdığını ifade etti. Delury, Pekin'in Kuzey Kore'nin Rusya ile olan yakınlığının Çin ile olan bağları fazla geçmesini istemediğini belirtti.
Geçtiğimiz Eylül ayında Pekin'de düzenlenen askeri geçit töreninde Xi, Kim Jong-un ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yan yana görüntülenmişti. Bu tören, yeni bir otokrat liderliğindeki dünya düzeninin gücünü yansıtmayı amaçlıyordu.
Xi'nin Pyongyang ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump'ın Pekin'e yaptığı ve Çin tarafından ABD-Çin ilişkilerini yeniden dengeleme amacı taşıyan zirveden yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Trump-Xi zirvesinden somut sonuçlar çıkmasa da, Trump'ın Xi ile Kuzey Kore konusunu görüştüğü belirtilmişti.
Son yıllarda Pekin ve Washington, Kuzey Kore'nin nükleer programına karşı daha önceki ortak duruşlarından uzaklaşmış görünüyor. Xi ve Kim'in geçen yıl Pekin'de yaptıkları görüşmelerin resmi özetlerinde, Kore Yarımadası'nın nükleer silahsızlandırılmasına dair herhangi bir atıfta bulunulmamıştı. Beyaz Saray, Trump ve Xi'nin nükleer silahsızlanma konusundaki ortak hedeflerini teyit ettiğini belirtse de, Pekin bu açıklamayı doğrulamadı.
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un kız kardeşi ve rejimde önemli bir güce sahip olan Kim Yo-jong, Xi ve Trump'ın nükleer silahsızlanmayı görüştüğü iddialarını 'yanlış' olarak nitelendirdi. Geçtiğimiz hafta Kuzey Kore, yeni bir nükleer madde üretim fabrikasını tanıtmış ve Kim, ülkenin atom cephaneliğinin 'üstel' olarak genişletilmesi çağrısında bulunmuştu.
Xi için nükleer görüşmelerden daha büyük bir öncelik, Doğu Asya'daki kendi güvenlik çıkarlarını, özellikle de Japonya'dan gördüğü tehdidi savunmak olabilir. Xi'nin, Japonya'nın artan militarizmi konusunu hem Trump hem de Ocak ayında Pekin'i ziyaret eden İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile görüşürken alışılmadık derecede hareketlendiği anlaşılmıştı. Japonya ise daha proaktif bir savunma politikasının Çin'in tanımladığı 'yeni militarizm' anlamına geldiği iddialarını reddediyor.
Bu ziyaret, Xi'nin yurt dışı seyahatleri açısından da dikkat çekici. Xi, son aylarda birçok dünya liderini ağırladı ancak pandemi öncesine göre uluslararası seyahatlerini daha seyrek gerçekleştiriyor. Kuzey Kore'ye seyahat etme isteği, hem Çin'in müttefikine olan yakınlığı hem de ikili ilişkinin önemini yansıtıyor.
Kriz Grubu kıdemli analisti William Yang, Kuzey Kore'nin son dönemdeki füze denemeleri ve yapay zeka güdümlü füzelerin başarıyla test edildiği duyurusu ışığında, Xi'nin Kore Yarımadası'ndaki gerilimin tırmanmasını önlemek için bizzat Pyongyang'da bulunması gerektiğine inanıyor olabileceğini belirtti.
Delury, Xi'nin amacının, Kuzey Kore'nin Çin yörüngesinden fazla uzaklaşmasını engellemek olduğunu ve bunun Pekin için her zaman bir endişe kaynağı olduğunu sözlerine ekledi.