Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinping'in, yedi yıl aradan sonra ilk kez Kuzey Kore'ye gerçekleştireceği resmi ziyaret öncesinde Pyongyang yönetiminden nükleer statüye ilişkin sert bir açıklama geldi. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un kız kardeşi Kim Yo-jong, ülkenin nükleer devlet statüsünün koşulsuz ve geri döndürülemez bir nihai sonuç olduğunu belirtti.
Kim Yo-jong, ABD'nin, Başkan Donald Trump ve Şi Cinping'in geçen ayki zirvede Kuzey Kore'yi nükleer silahlardan arındırma konusunda ortak bir hedef belirlediği yönündeki açıklamalarını kesin bir dille yalanladı. Bu uluslararası beyanatların, Pyongyang'ın Pekin'e yönelik şüphelerini artırdığı değerlendirmesi yapılıyor. Kuzey Kore'nin, Şi Cinping'in ziyareti öncesinde zirvenin gündemini kendi lehine şekillendirme stratejisi izlediği öne sürülüyor.
Nükleer statünün müzakere edilmeyeceğini sahada da göstermek isteyen Kim Jong-un, son dönemde stratejik askeri tesisleri ziyaret etti. Kim Jong-un'un, uranyum zenginleştirme kapasitesini genişletecek yeni bir nükleer malzeme fabrikasını tanıttığı ve yeni bir destroyer gemisine binerek nükleer silahlı bir donanma inşa etme talimatı verdiği bildirildi. Ayrıca, mühimmat fabrikasında füze üretim kapasitesinin önümüzdeki beş yıl içinde iki buçuk kat artırılması emredildi.
Analistler, Pyongyang'ın Çin'in nükleer statüyü dolaylı olarak tanımasını sağlamak amacıyla ikili bir strateji izlediğini belirtiyor. Kuzey Kore'nin, Tayvan Boğazı krizi ve Japonya'nın askerileşme politikaları gibi konularda Pekin'in 'Tek Çin' ilkesine tam destek verdiği ifade ediliyor. Buna karşılık, ABD-Seul ittifakının bölgesel güvenliği tehdit ettiği savunuluyor. Çin yönetimi ise 2016 ve 2017 yıllarındaki BM yaptırımlarına imza atmasına rağmen, 2023 yazından bu yana nükleer silahlanma konusunu kamuoyu önünde gündeme getirmemeyi tercih ediyor.
Eski ulusal istihbarat subayı Sydney Seiler'e göre, Pyongyang'ın Moskova ile gelişen savunma iş birliği ve Pekin ile Covid öncesi seviyeye ulaşan ticaret hacmi sayesinde, Washington veya Seul ile yeni bir diyalog kurma ihtiyacı hissetmediği belirtiliyor. Bu gelişmelerin ardından gözler, Şi Cinping'in Kuzey Kore ziyaretine çevrildi.